dertli sözlük – dert söyletir
her zaman büyük faydasını gördüğüm bir eylem. özellikle bilimsel bir konuda araştırma yapıyorsam binlerce kaynağa ulaşıyorum. bulduğum türkçe kaynakların çoğu ya direkt çeviri ya da yoruma dayalı mesnetsiz bilgiden oluşuyor. o yüzden dili geliştirmek ve daha sağlıklı bilgiye ulaşmak için herkese bunu tavsiye ederim.
fatih sultan mehmet han'ın peygamber efendimize (s.a.v.) yazmış olduğu bir naat. ders kitaplarında bulamazsınız.

i̇stemem

sen kokmayan gülü neyleyim,
neyleyim sensiz baharı?
sen doğmayan günü neyleyim,
neyleyim sensiz ben dünyayı?

senin tenine değmeden gelen yağmuru istemem
meltemi istemem.
seni parlayacaksa parlasın yıldızlar,
sana yanmayan yıldızı semalarda istemem.

bülbüller söyleyecekse seni söylesin,
senden okumayan bülbül olsa dinlemem.
özlemim sen olacaksan yansın yüreğim,
sılası sen olmayan gurbeti istemem, vatanı istemem.

bir ateş yakacaksa beni kalbimden,
senin aşkının ateşi yaksın,
senden gayrı başka bir aşkla kül olursa kalbim,
bu kalbi istemem, ateşi istemem, koru istemem.

seni göremediğim vahalar bedevilerin olsun,
ben senin çölünü isterim, suyu istemem.
sana çıkacaksa durmaz yürürüm,
sonu sen çıkmayan yönü istemem, yolu istemem.

ben gönüllü bir köleyim, kulağımda küpem.
kalbini fethedecekse geçerim bin sina’yı birden.
yoksa neyime?
bu fethi istemem, mısır’ı istemem, cihanı istemem.

ben sultan fatihim, önündeyim i̇stanbul’un.
yakarım bu şehri yüzünde bir tebessüm için.
yoksa gül yüzünü güldürmeyen sultanlığı istemem, i̇stanbul’u istemem.

ben bir garip yunusum, yazdığım sensin, yandığım sen.
senden gayrı bir aşka ben kalemi istemem, kağıdı istemem.

ben senin ümmetinim, sensin benim efendim.
senden gayrı, senden başka efendi istemem, sevgili istemem, istemem…
mevlana i̇dris zengin şiiri.

ömrümüz kısa biliyor
aramızdan ne kadar çok menekşe geçerse o kadar iyi
ellerini çektin ve karanlığımız başladı
biraz ışık için
geçmiş yanılgıları ve telefonları yaksam
bir karınca bir akşama girerken
hiçbir ülkede gölgesi olmayan ağacın
topraktan önce göğsüme dolan sırrını
herkes kendi üzerine yıkılacak duvarını ararken
ateşten bir emanet olarak sana bıraksam

ömrümüz kısa biliyorsun
belki de geldi sıram
kemal varol’un üçleme kitabının ikincisidir.(*) bir babanın pişmanlıkları sırtında 25 yıl sonra oğlunun karşısına çıkmasını anlatıyor, anadolunun yollarında hüzünle gezen bir rüzgar gibi hikaye.
2 eylül’de netflix’te filmi çıkacak, beklentimi çıtalara çıkarmadan izleyeceğim.
size de kitabını okumanızı tavsiye ederim.

“baba dediğin tamamlanmamış bir kelimedir zaten“
leblebinin başkenti diyebileceğimiz, leblebi üretiminin yüzde yetmişinin gerçekleştiği söylenen denizli ilçesi. görünce çorum'un adı varmış diyor insan.
seksenlerde türkiye çocuk dergisinin eki, gürbüz azak tarafından yazılıp çizilen çizgi roman kahramanı ve aynı adlı seridir:

tek başına bir ordu

kimi yerde ulubatlı hasan (*) için de ''deli balta'' namı kullanılırken aşık ömer'in şâirnâme’sinde ''deli balta hasma gösterir hüner'' beyti yer alır.
geçtiğim haftalarda netflix isimli platformda gösterime girmiş yerli bir dizi. başrollerinde tuğba büyüküstün, murat boz, seda bakan, rıza kocaoğlu gibi oyuncuları barındırmakta.

konusal olarak, aile dizilimi ve köken aile kavramın içerisine girip aslında yaşadığımız olumsuzlukların altında yatan asıl sebeplerin neler olduğunu bizlere göstermeye çalışan bir dizi. zaman isimli bir hocanın yapmış olduğu terapilerle her bölüm farklı bir konu içerisinde buluyor insan kendini. akıcı ve sürükeliyici olabiliyor. sabit bir konu içersinde kalmıyor.

ayrıca “geçmişimiz biz hatırlasak da hatırlamasak da bir yerlerde kayıtlıdır.”
oscar wilde'ın birbirinden bağımsız birçok konuya dair sözlerinin, aforizmalarının bir araya getirildiği can yayınları'ndan çıkan kitabı.

victoria döneminin meşhur yazarı olarak biliniyor wilde ve dönemin getirdiği katılık karşında alaycı sözler sarf ediyor.

kitabı goodreadsdeki yorumlarına ve isminin verdiği muzipliğe dayanarak aldım ve biraz hayal kırıklığına uğradım. okuma keyfi olmadı ve bazısı hariç düşüncelere bir haklılık veremedim. buna rağmen birkaç tane sözünü örnek olması için paylaşıyorum;

ruh ve beden arasında fark görenlerde ikisi de yoktur.

sohbet en güzel sanatlardandır.

eskiden ellerinde işkence aletleri vardı. şimdi basın var.

telefonun değeri iki insanın birbirine söyleyecekleri kadardır.
çayı şekersiz içmenin verdiği hassasiyet ile kötü çayı ziyan etmenin verdiği vicdan azabını ortadan kaldırmak için kendimce bulduğum çözüm.
şu an genel olarak yönetici kısmında bulunan x nesli midir, başka birşey midir nedir onlar bilmiyorum da... onlara teşekkür ederim... çokçok güzel bir gelecek inşa ettiniz. bu son olayda geleceğe dikilen tüy gibi oldu. özür dilerim ama bu böyle.
gotik bir tarza sahip, sinema işine animasyon ile başlamış alışılmadık yönetmen.

birçok filminde johnny depp oynamıştır. corpse bride filminde ise başrolü seslendirmiştir.
birlikte en fazla çalıştığı ikinci oyuncu ise aynı zamanda eşi olan helena bonham carter'dır.

kıvırcık, kabarık dağınık saçlar, bembeyaz ten, uzun kirpikler ve kocaman koyu renk gözler. bunlar tim burton'ın küçüklükten beri çizdiği gotik, değişik kadın tipi. ve eşi olan kadın aynı bu şekilde belki bir iki tık bile üstü tarz olarak.

helal olsun diyorum. rabbim bu çiftimize katından hidayet nimeti bahşetsin inşallah.
boğazda yumru varmış hissinin literatürdeki adı imiş.
ağlamamak için kendimizi zor tuttuğumuz anlarda ortaya çıkan, sızılı ve yutkunmakla geçmeyen hatta acı veren kısa süreli bir his.
melâhim, sözlükte “bir işi sağlam yapmak, eti kemiğinden ayırmak, birine et yedirmek” anlamındaki lahm kökünden türeyen melhame kelimesinin çoğuludur. melhame daha çok “ağır zayiat ve bozgunla neticelenen savaş ve fitne anında çıkan büyük karışıklık; bu olayların gerçekleştiği yer” mânalarına gelmektedir. (*)

(bkz:fiten)
fiten, sözlükte “değerli madenleri saf olup olmadıklarını tesbit etmek amacıyla ateşte eritmek” anlamındaki fetn (fütûn) kökünden türeyen fitne kelimesinin çoğuludur. fitne masdar olarak “sınamak, nimet veya sıkıntı ile denemek”, isim olarak “tutkunluk, sapıklık, kargaşa” mânalarında kullanılır.
(*)
içe, gönle doğan anlamına gelen ilham kelimesinden türemiş isim.

i̇lhami isminin dertli sözlük içinde bir anlamı var artık. gece uyumadan önce sözlüğü düşünen, tanımlarda başlıklarda gezen bir hayranı var.

metropol bedevisi
birçok yazarlarımızı temsilen çizdi. (*)

twitter
az önce dinamik başlığını açamadım. bug var sanırım en azından bug düzelene kadar bu başlıklar database'den açılabilir mi? yazarlar kısıtlanıyor böyle.
newton'un hareket yasaları, bir nesnenin hareketi ile ona etki eden kuvvetler arasındaki ilişkiyi tanımlayan üç klasik mekanik yasasıdır.
1. yasa
bir cisim, üzerine bir kuvvet etki etmedikçe, düz bir çizgide hareketsiz veya sabit bir hızla hareket halinde kalır.
(bkz:eylemsizlik)
yani ne diyo bir uçak uçsun ve hiç bir kuvvet etki etmesin o uçak hep aynı hızda uçacaktır. dünyamızın hareketi de böyledir. sadece güneşin çekim kuvveti nedeniyle eliptik bir hareket yapar bunun dışında eylemi değişmez hep doner durur.
2. yasa
bir cisme bir kuvvet etki ettiğinde, momentumunun zamandaki değişim hızı, kuvvete eşittir.

bildiğimiz f=m.a kuvvet kütle ile hız değişiminin zaman değişimine oranının çarpımına eşit f= dv/dt de diyebiliriz.
(bkz:dinamik)
3. yasa
iki cisim birbirine kuvvet uygularsa, bu kuvvetler aynı büyüklükte fakat zıt yönlere sahiptir.
şurdan kocaman bir fil geliyor bir de karınca bunlar çarpışıyor karıncanın file etki ettiği kuvvet ve filin karıncaya etki ettiği kuvvet aynı. bu nasıl oluyor la karınca ezilip gider demeyin aynı işte.
(bkz:etki-tepki yasası)
ıan stewart kitabı.

kitap antik yunandan başlayıp günümüze kadar yaşamış olan matemetikçileri tarihsel sırayla ve öyküleştirerek anlatır. kitabı okuduğunuzda geriye ulan ne öklitmiş be yorumu kalır. koyduğu kuralların çoğu günümüzde dahil geçerliliğini korur. kendisinden sonra en çok ısaac newton'dan söz edilir. el harezmi'ye gelmesini çok bekledim olayların biraz gurur duyacaktım ama 0'ın hindistandan arabistana gelmesi ve bunun yeni olayları başlatması anlatıldı ve hızlıca geçildi. arkadaş koskoca harezmi bir te sıfır mıdır yav. algoritma falan niye anlatmadın ki? içinde çokça formül yoktur zaten sayfa sayısı da çok değildir ancak genel kültürünüzü matematik konusunda baya artırır. benzer bir kitap okuyan varsa tavsiye alabilirim. harezmiyi hızlı geçtiği için puanım 9/10 gerisi güzel türkçe çevirisi de akıcı.

ingilizcesi yetenler ve orjinal okumak isteyenler için adı:
(*)
kendi içinde bir hikaye ve anlatıma sahip tanımlar sözlüğün tanıtım kampanyası altında
metropol bedevisi
'nin çizimiyle karikatüre dönüşüyor.

dertli sözlük yazarları yazıyor metropol bedevisi çiziyor. (*)

twitter
yarı yariyayiz sanırım. kime baksam moderatör. devrim yapalım gençler ve genç dergiden gelenler.
dertli sözlük tarzı oylama eylemi. butona iki kere yüklenmeden oy verilemiyor anladığın kadarı ile.
mehmet fuat köprülü'nün şiirinin eşref ziya tarafından yorumlandığı, bestecisinin de sanırım abdülbaki kömür olduğu duygulu bir ezgimiz. dinler dinler ağlarım. buyurunuz:

tuna boylarında sıra selviler
tanyeli estikçe sessiz ağlarmış
gül bahçelerinde baykuşlar öter
şu viranelikler eski bağlarmış

kırık minareden duyulmaz ezan
hep ocaklar sönmüş devrilmiş kazan
bir inilti duydum sandım bir ezan
sesime ses veren karlı dağlarmış

söğüt dallarında hasta serçeler
eski akın destanını heceler
tuna ağlıyormuş bazı geceler
göğsünde kefensiz şehitler varmış

kırık minareden duyulmaz ezan
hep ocaklar sönmüş devrilmiş kazan
bir inilti duydum sandım bir ezan
sesime ses veren karlı dağlarmış

haydi eski ozan al sazı ele
düşmanlar içine düşsün velvele
de ki: hor bakmayın bu durgun sele
o yetmiş bir kavme akın çıkarmış

bozulan bağların üzümü acı
asi köle kesmiş eski haracı
yine yedi kral giymişler tacı
şahin yuvasını kargalar sarmış

(bkz:marmara müzik)
eski edebiyatımızda yaygın olduğunu düşündüğüm redif... en meşhuru sümmani'ye ait.

ervah-ı ezelde levh-i kalemde,
bu benim bahtımı kara yazdılar,
gönül perişandır devri alemde,
bir günümü yüz bin zara yazdılar

bulmadım şadlığın iradesini,
çekerim bu gamın ziyadesini,
herkes dosta verdi ifadesini,
bizimkini ülüzgara yazdılar

aşk benimle eyler daim kıyl-ü kal,
daha sabretmeye kalmadı mecal,
derdim taksimdara kıldım arzuhal,
dedi neylim bahtın kara yazdılar

gönül gülşeninde har oldu deyu,
hasretlik cismimde var oldu deyu,
sevdiğim, sevdiğin pir oldu deyu,
erbabı garezler yare yazdılar

dünyayı sevenler veli değildir,
canı terkedenler deli değildir,
i̇nsanoğlu gamdan hâli değildir,
her birini bir efkara yazdılar

nedir bu sevdanın nihayetinde,
yadlar gezer yarin vilayetinde,
herkes diyarında muhabbetinde,
bilmem bizi ne civara yazdılar

kadrimi bilmeze eyledim minnet,
derdimi artıran görmesin cennet,
sarraflar verdiler yare bin kıymet,
benim kıymetimi nere yazdılar

döner mi kavlinden sıdk-ı sadıklar,
dost ile dost olur bağrı yanıklar,
aşk kaydına geçti bunca aşıklar,
sümmâni’yi derkenara yazdılar

*evet, yazmışlar ve yazdılar şeklinde iki ayrı versiyonu bulunuyor.
bir bob dylan parçası

''ah, but i was so much older then
i'm younger than that now''

ve

''fearing not i'd become my enemy
in the instant that i preach''

dizeleri göz doldurur.

şahsen dinlerken canlı bir performansta duyduğum roger mcguinn ve eric clapton yorumunu dylan adamımızdan daha çok beğendim.
cüzdanı, telefonu, gözlüğü, anahtarları pantolon cebinde taşımaya çalışan erkeklerden çok daha mantıklıdırlar.