dertli sözlük – dert söyletir
zeynep gülru keçeciler’in senaristliğini yaptığı 39 dakikalık bir belgesel. afganistan'ın kuzeyinde hindukuşların tepesindeki çardeh isimli bir dağ köyünde geçiyormuş.

belgeselciler için kekliğiyle okula gidip, babasından ve öğretmeninden azar yedikten sonra belgeselcileri azarlayan açık sözlü, keklik sevdalısı razak ve dayısı zavar’ın garip afgan kültürünü anlatan belgeseli.
hrant dink'in anlattığı insanı başka alemlere götüren bir hikaye

kendisinden dinlemek için video


"sivas'ın bir kazasından bir amca beni aradı. 'oğul seni aradık seni bulduk. burada bir tane yaşlı kadın var heral sizdendir bu. allah'ın rahmetine kavuştu. bir yakının bulursanız gelip alsınlar ya da biz burada namazımızı kılıp gömeceğiz' dedi. peki dedim amca ararım. verdi adını beatris hanım diye biri 70 yaşında fransa'dan gezmeye gitmiş oraya.

aradım 10 dakika içinde buldum. biz birbirimizi biliriz çok azız çünkü. gittim dükkanlarına, adını verdim 'böyle birini tanır mısınız' dedim. bir kadın döndü 'benim anamdır' dedi. valla böyle böyle, 'anan nerede?' dedim. dedi 'abi fransa'da yaşar'. hiç mi gelmez buralara? 'o senede üç dört kez türkiye'ye gelir ama i̇stanbul'a ya uğrar ya uğramaz. kalkar köyüne gider. terk ettiğimiz köyüne gider' dedi.

anlattım, kalktı gitti. ertesi gün bana bir telefon açtı. bulmuş, tespit etmiş anasını. peki, getirecek misin naaşı dedim. 'ben getireceğim de burada bir amca var' dedi ağlamaya başladı. ver amcayı dedim. 'amca niye ağlatıyorsun' dedim. 'oğlum bir şey demedim. dedim ki, kızım anandır, malındır ama bana sorarsan bırak kalsın burada gömülsün. su çatlağını buldu' dedi.

ben döküldüm. orada döküldüm, anadolu insanının bu deyişinden döküldüm. bu algılamadan döküldüm. evet su çatlağını bulmuştu.

doğrudur, hakikatten ermenilerin bu ülkede gözü var. bu topraklarda gözü var. o zaman yazdığımı şimdi size de tekrarlıyayım. tam o sıralarda sayın cumhurbaşkanı demirel; 'ermenilere 3 çakıl taş bile vermeyiz' diye bir laf etmişti.

ben de bu kadının öyküsünü yazmıştım. ve demiştim ki; evet, biz ermenilerin bu topraklarda gözümüz var. var çünkü; kökümüz burada. ama merak etmeyin bu toprakları alıp gitmek için değil, bu toprakların gelip dibine girmek için..."
sözlük, bu ifadeyi karadenizli yaşlılar şaşırınca kullanıyor. ne anlama geldiğiyle ilgili ise hiçbir fikrim yok.
microsoft yazılımcılarının kullandığı işi grafik tarafında baya kolaylaştıran kütüphane. radgridview adlı gridi içinde onlarca filtre ve tema ile gelir. bunları yazılımcı yapsa oooo. buna para vermeyip açık kaynak yazılımları kullanmak da bir seçenek ancak biz bunu denedik ve onlarca değişik kütüpheneyi yönetmek durumunda kalıyorsunuz. rakibi devexpress'dir.
sıfır net kuvvet sıfır ivmelenmeye karşılık gelir.
hareket etmeyen bir cisim, üzerine bir net kuvvet etki edinceye dek hareket etmeyecektir.
hareketli bir cisim, üzerine net bir kuvvet etki etmedikçe hızını değiştirmeyecektir (ivmelenmeyecektir).

birinci durumu anlamak kolay iken ikinci durumu anlamak zordur çünkü insan oğlu hep sürtünmenin olduğu ortamlarda akıl yürütmüştür. bir topa vursunuz top gider gider yavaşlar bu durumu anlamak için göksel cisimleri incelemek lazım newton'da zaten principia kitabında hep göksel cisimlerin deviniminden bahseder. orda sürtünme yoktur ve gezegenler aynı hareketi yapmaya devam eder kütle çekim haricinde bu ise sadece eliptik hareketlere neden olur. einstein kütle çekimi hızlanma olarak kabul etmiştir ki o ayrı bir konu.

ms. 11. yüzyılda islam bilginleri ibn-i heysem ve ibn-i sina tarafından da açıklanmıştır. müslümanlar gene iyisiniz
şükretmenin kaynağı düşünmektir. kitap düşünceleri artırır farklı perspektifleri gösterir. bu haliyle okumak bizim üzerimize emirdir hatta ilk emir.
o, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.

(bkz:furkan suresi 62. ayet)
ahmet erhan’ın şiiri olmakla birlikte yeni türkü’nün de çok güzel seslendirdiği bir şarkıdır.

https://youtu.be/yqjkxy6ndaa
bir alim yıldız şiiri. mehmet emin ay ve mustafa demirci de çok güzel bestelemiş. şiir:

umut kuşum yükselmenin vaktidir
çağların doğacak şafağısın gel

sen gökleri saran ebem kuşağının
kurtuluş neslinin toprağısın gel

gecenin böğründe hasretin türküsü
hilalin boy süren başağısın gel

hicret ülkesinin berrak ırmağı
fetih ordusunun sancağısın gel

devasa kaygılar bürür yüreğimi
gönüllere şifa kaynağısın gel

sen dağıt sen damıt baharı bizlere
müjdeci kardelen yaprağısın gel

özlem ülkesinin sen mücahidi
sabır surlarının bayrağısın gel

kirli uykularda boğulurken çağ
sen feth-i karibin çerağısın gel

ordan bi tane ışık gidiyor saniyede 300.000 km saniye ile arkasından da bir füze gidiyor saniyede 60.000 km ile hoo o zaman füze ışığı 240.000 km/s hızda görür. niye çünkü iki araç biri 60km gitse biri 120km gitse 60 giden diğerini 60 ile görür o zaman füze de ışığı 240.000 km/s görecek. işte o iş öyle olmuyor. ya nasıl oluyor bu füze o ışığı 300.000 km/s hızda görüyor çünkü ışık hızı hep sabit. o nasıl iş la duran adam ile giden füze ışığı nasıl aynı hızda görür mal mısın v=x/t bunlardan biri çok ilerde x nasıl aynı oluyo ki v aynı olsun işte burda x değişik ama bakalım ne değişik değil evet t yani zaman. ışık hızına yaklaşılınca maddenin kütlesi artıyor ve zaman göreceli hale geliyor yani zaman daha az hızda akıyor x daha az ama dt de daha az o zaman ne oluyor ışık hızı aynı oluyor. vadaa.
çok uzaktaki yıldızları çift görebilmemizin nedeni. yıldızla bizim aramıza galaksiler girer ışığı kütle çekim nedeniyle büker biz de yıldızı çift görürüz. vayy be kütle ışığı bile çekebiliyormuş 300.000 km/s ile giderken de mi? ya ne sandın altı üstü atom altı parçacıklar bunlar. ordan bir g m1*m2/r2 hız mı kaldı koca galaksi yanında.
şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler diye kendi kendinize sitem ettirecek davranışlardır. bunlardan benim için en büyüğü gece gündüz japonca çalıştığım zamandı japonca kelimeleri anlıyorum harfleri okuyorum eee... bana ne kattı bu yav? bunun dışında metin2 hiçbir ingilizce kelime öğretmedi hiiç bir şey öğretmedi. vaktimi aldı gitti. o zamanlara dönüp elime bir fizik kitabı vermek isterdim bir de yazılım kitabı. öğrenmem gereken tasarım kalıpları öğrenmem gereken mühendislik konuları ve yazmam gereken yazılımlar. ne boşa çabalara gitmiş ömür. hatta burda yazdığım tanımlar acaba kaç saati bırak ay verdim o muzip şeyleri yazacağıma daha anlamlı bu geçmişten bu günümü aydınlatacak şeyler yazamaz mıydım?
abi iş yerinde nasıl rehavet çökebiliyor ki? ben aşağı sigara içmeye giderken bile kafamda kodlar dönüyor şunu şunu denerim olmadı onu denersem şu veri gelirse şunu şunu da denerim. hiç olmadı baştan yazarım. bura niye yavaş çalışıyor foreach yerine all kullanayım veriyi httpbinding yerine tcpbinding ile göndereyim servera gitlab mı kursak? eve gelip anime izlemezsem çok zor çıkıyorum bu düşünce sarmalından hatta evde bile şimdi açtım osi katmanları çalışıyorum ki wcf bindingleri tam anlıyayım.
dark souls bir japon firması olan from software tarafından geliştirilen bir aksiyon-rol yapma video oyunudur. oyun, oyuncunun bir namevt karakteri yöneterek hacca çıktığı lordran krallığında geçmektedir. dark souls'un hikayesi minimalistiktir ve büyük bir kısmı yolculuk sırasında karşılaştıklarına karşı oyuncunun yaptığı yorumlara dayalıdır. oyunun zorluk derecesi değiştirilemez ve karakterin ölümü sonrasında kaybettikleri oyuncuyu dikkatli karar vermeye yönlendirir. oyuncu ilerleme kaydettikçe kendisine yardımcı olacak silahlar, zırhlar ve diğer eşyalarla doludur. oyunun çevrimi içi kısmında, bir oyuncu isterse kendisine yardımcı olması için başka bir karakteri çağırabilir veya birbirlerinin dünyalarını istila ederek karşılıklı dövüşebilirler.

dark souls, genellikle iyi eleştiriler almıştır ve oldukça ilgi ve eleştiri almış zorluk derecesiyle birlikte anılmaktadır. nisan 2013'e kadar, from software dark souls oyununun 2.3 milyondan fazla kopyasının satıldığını duyurmuştur
tam adı tuncay kantarcı olan kurtlar vadisi karakteri. bu adam gerçek. takıntılarıyla, hali tavrı ve zaafllarıyla polat'tan daha gerçek.

eskiden devlette dış ticaret ve gümrüklerden sorumlu olarak çalışıp daha sonra yeraltı dünyasına girmiştir.
böcek korkusu ve temizlik takıntısı onu sempatikleştiriyor. cebinde de karınca duasıyla kumar oynamaya giden bir kişilik.
ağız şapırtısı, sakız çiğneme, cips ve patlamış mısır yeme, kaşık çatalın tabağa değmesi, ayağın yere ritmik olarak vurulması vb seslerden aşırı rahatsız olmak ve gerilmek, bu nedenle insanlarla bir şeyler yiyemek, dolayısıyla sosyal hayatın sinirlanması. psikolojik bir rahatsızlık.
karanfil sevdiğim çiçek. tasavvuf edebiyatında hazreti havva’nın gözyaşından yaratıldığı kabul ediliyor. kokusunun acımsı tadı bende o derin merakı uyandırıyor hep: nasıl ikna oldun? aynı yerden vurulmamak için merak. arafat buluşmasına dek yalnız yaşamakla başa çıkmış bu güçlü kadını ne ikna etmişti o ağaca yaklaşmak için?… evet, evet, sonsuz yaşamanın nesi?…
allah’ın emrine saygı, yarattıklarına şefkat göstermek.
tasavvuf yolunun temel taşı olan usul. i̇badet konusunda dikkatli olmak, halka şefkatle muamele konusunda özenli olmak allahu tealaya yakın olmanın belirtisi. tembellik ve katı kalplilik başa bela.
güzel bir kayahan parçasıdır. sözleri:

akşam oldu, penceremde
yorgun rüzgar esiyor, geçiyor
renkler suskun
bir mahsun mor menekşe
ağlıyor mu ne
gölgelerin kollarında
hatıralar halka halka
ben ona tutsak
nerde nerde en son çizgi nerde
nerde nerde çarem nerde
gönüldaş… gönüldeş… aynı hisleri paylaşan, ortak bir lügatle konuşan, konuşurken anlaşılmamaktan veya yanlış anlaşılmaktan korkmadığın kimse.
can dost. allah’ın lütfu.
hem-dil de diyebiliriz.
45.7 milyar ışık yılıdır. yani şimdi başlasak ve saniyede 300.000 km ile gitsek tamı tamına 45.7 milyar yıl sonra ulaşabiliyoruz sonuna. hayır yalan söyledim ulaşamıyoruz. niye la niye ulaşamıyoruz? çünkü evren ışıktan daha hızlı genişliyor. ee evrenin sonunu görebilir miyiz o zaman evet kuantum dolaşıklığı sayesinde iki cisim birbiri ile anlık olarak haberleşebiliyor. evrenin sonundan haberimiz var yani belki sonsuz da bir yerlerde bulunan bir elektronun spiniyle içimizde biryerde olan elektronun spini dolanıktır ve evrenin sonundayız.
kuantum dolanıklığı saysesinde foton boyutunda yapılabilen şey. hatta ışınlanma bile değil bu çünkü ışığın bir hızı var saniyede 300.000 km bu foton ise anlık olarak iletilmiş. kuantum dolanık iki foton birbirine uzayın neresinde olursa olsun anlık olarak bağlı. iste bunu kullanarak iki dalanık foton 143km uzağa koyuluyor 3. bir fotonun özellikleri bu dolanık iki foton sayesinde çok uzak bir yere taşınmış bakın bu hareket değil ama anlık yok olup başka bir yerde anlık olarak var olmadır.. elektronların say say para say para say fahri dede para say tekerlemesindeki orbitallere geçişi de böyle anlıktır.
hani diyorduk ya ışık hem dalgadır hem parçacık. işte aslında biz de böyleyiz. ancak dalga boyu= planck sabiti/ momentum bizim için m çok büyük olduğundan dalga boyumuz çok küçük bu yüzden insanları dalga gibi değil parçacık gibi görüyoruz. aslen bizler evrendeki herşey gibi dalga gibi hareket ediyoruz.
(bkz:çift yarık deneyi)