dertli sözlük – dert söyletir
Dertli yazarlarımızın izledikleri/izliyor oldukları filmleri, dizileri, belgeselleri genç dergi okuyucularına tavsiye niteliğinde paylaşacakları şubat 2022 seçkisi. Aslında sadece izledikleri dizi, film değil seyir ettikleri bir manzarayı da aktarabilir yazarlarımız.

Bugünden itibaren ocak ayının sonuna kadar bu başlık altına izlenilen eserleri bkz şekilde yazabilir aynı zamanda orijinal isimleriyle birlikte başlık da açabilirsiniz.

haydi bismillah.
Yusuf İslam'ın bir parçası. Elbette kendisi de seslendiriyor fakat ben Dawud Wharnsby Ali'nin seslendirdiği halini daha çok beğeniyorum.

Silent sunlight, welcome in
There is work I must now begin
All my dreams have blown away
And the children wait to play
They’ll soon remember things to do
When the heart is young
And the night is done
And the sky is blue

Morning songbird, sing away
Lend a tune to another day
Bring your wings and choose a roof
Sing a song of love and truth
We’ll soon remember if you do
When all things were tall
And our friends were small
And the world was new

Sleepy horses, heave away
Put your backs to the golden hay
Don’t ever look behind at the work you’ve done
For your work has just begun
There’ll be the evening in the end
But till that time arrives
You can rest your eyes –
And begin again

36. saniyeden itibaren
Yusuf İslam'ın aynı isimdeki albümünden çok tatlı bir parça:

I look, I look, I look, I see
I see a world of beauty
I touch, I touch, I touch, I feel
I feel a world around so real
And everything I do
I dedicate to You
‘Cause You made me
I am for You

I listen, listen, listen, I hear
I hear the words of God so clear
I read, I read, I read, I know
It helps my knowledge grow
And everything we do
We dedicate to You
‘Cause You made us
We are for You
I listen, listen, listen, I hear

He sent the Prophet to show us the way
He made Religion perfect that Day
Peace be upon him, upon him we pray
Salatu Allahi, wa’s-salamu ‘alayhi

I sleep I sleep, I sleep, I dream
I dream I’m in a garden green
I wish, I wish, I wish I pray
I pray to be here everyday
And everything I do
I dedicate to You
‘Cause You made me
I am for You

I work, I work, I work, I strive
To make something of my life
I seek, I seek, I seek, I find
I find another hill to climb
And everything we do
We dedicate to You
‘Cause You made us
We are for You
I look, I look, I look, I see

He sent the Prophet to show us the way
He made Religion perfect that Day
Peace be upon him, upon him we pray
Salatu Allahi, wa’s-salamu ‘alayhi

ı look, ı see
Sarı bez bulaşıklığın kaşıklığına koyulmaz, Güzelce temizlenip kuruması için serilir.
Onlarca kupa kullanılıp pis halde tezgaha dizilmez. Kullanılan yıkanır.
Ihlamur demlediğin cezve bir hafta tezgahta beklemez.
İçindeki yemek biten tencere buzdolabına öylece koyulmaz. Güzelce yıkanır.

Elektrikli süpürge kullanılınca haznesi boşaltılır.

Ayakkabılığa sadece kullandığın 1-2 ayakkabı konulur. 5 Ayakkabı kullanıyorsan üç tanesini odanda tutarsın.

Mutfakta tüm evi kokutan güzel bir şey pişiriyorsan azıcıkta olsa diğerlerine ikram edilir.

Mutfakta yiyecek bir şeyler hazırladıktan sonra artıklardan lavabo delikleri tıkanıyorsa temizlenir.

Eve gelince, sabah kalkınca gördüğün ev arkadaşlarına selam verilir, günaydın denir. Yemek yiyorsa afiyet olsun falan denir.

Rahatsız olduğun bir şey varsa tatlı dille söylenir.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Gulyabani romanında rastladığım ilginç bir gece rutini.
Sonra konusu, ''Osmanlı'da korku kültürü'' olan online bir eğitimde bahsedildi bu konudan:
Halkın gayb alemindeki kendilerine musallat olmasından korktukları varlıkları memnun edip kendilerinden uzak tutmak için yaptıkları işlerden biri. Çok fantastik.
çamşıhına vardım haraba olmuş
sordum çamşıhının yiğidi nolmuş
hiç güzel kalmamış, divriğe dolmuş
sanki dersin divriğ ankara olmuş

yandım eller yandım

nazlı yârim sana vermeyim daruş
yedi yıl yatasın bir yanın üstüne
etin gitsin kemiklerin çürüsün
yine döndersinler o yan üstüne

Gülüm eyle
eylen yolcum eylen eylen de beraber eyle

ilâhi sevdiğim Hâkkdan bulasın
ellerinden gözlerinden olasın
duvarlar dibinde melûl kalasın
ellerinden tutup gezdirenin yine ben olayım

suna boyuna yandım dur ben de gelem


acı poyraz gibi deli esmedim

kaderime küstüm san küsmedim
ben yârimden umudumu kesmezim

Esti bir mihrican ayırdı bizi

ılgıt ılgıt esen seher yelleri

kömür gözlü yârdan bir haber
eğer Çamşıhı'na uğrarsa yolun
göğsü ilvan nakışlımdan bir haber
yeni gelen hususiyetlerden. kendi garip işlerime bir bakayım dedim. coşturan enteriylerime bakayım dedim. çok güzelmiş. beğendim. şimdi komşu yazarların coşturan enteriylerini okuma sırası. başka sözlük olsa okunmaz okumaya da zaman dayanmaz. gidelim de bizim nitelikli komşu yazarların coşturan enteriylerini okuyalım şenlenelim, istifade edelim, cahil cüheladan olmayalım.
Mamoru Hosada'nın 2021 yapımı filmi. Filmin mottosu ''Kendini Gerçekleştir!'' idi. Bunun yanında çocuk istismarı konusuna da değiniliyordu.

Biçim olarak bakarsam: arka planları çok iyi hazırlanmış bir filmdi fakat karakterlerin olduğu katmanla bağımsızlığı o kadar barizdi ki... İzlerken ''aceleye getirmişler sanki'' diye düşündük.

yönetmenimizin 2009 yapımı Summer wars filmi ile benzerlikleri çoktu. Geçtiği evren bile neredeyse aynıydı tek farkı burada terimsel olarak ve animasyon tekniği olarak -3d kulanımı gibi- gelişmeler vardı.

En ilgimi çeken şey bize Metaverse ile ilgili örnekler gördüğüm kısımlar oldu.
Filmde bahsedilen U evrenine kayıt olurken kullanılan avatar ve kullanıcısı arasındaki ''vücut paylaşım teknolojisi'' çok ilginçti.

Filmin sonunda bağladıkları yer bir manada tatmin edici olabilir: Babasından şiddet gören iki çocuğu kurtarmak için milyonlarca kullanıcının olduğu sanal bir evrende yaptıkları çağrı sonuçsuz kalıyordu. Bunun için ana karakterimiz avatarından tamamen sıyrılıp gerçek dünyada çocukların yanına gidip onları savunmaya çalışıyordu. Adalet sistemini de sorgulayan bir film fakat türlü imkanın olduğu, tüm erişim kolaylıklarına rağmen gerçek dünyada bir insana esas manasıyla dokunabilmesi etkileyiciydi.
ne çekersem giyiniğim ne beklersem
göz arasına girmiş eteğim
demeyin etemim
dil derki her cepte üç beş mendilin var senin
birisi hırka birisi kovuk kimisi sarık dilberin yollamış tayyib keçe
ömrün geçerler açıp kapamaya
adım seyyah, babdan baba
evlerin dolabı taşkın
sen ki yetin
ekremim, şimdi kaldı yetim
artık her sada kekre
açlık ve açıklık sadece yalan söze
kaç türaba kurbağa gibi ol kaza
çağırınca korkma vurduğun davula
belki avuna bu dürdanâ

(bkz:benan)
Normal insanların bozulmasının alameti, amirlerinin kendilerine zulmetmesiyle meydana çıkar, buyurmuşlar.
Boğaziçi Edebiyat mezunu; bir blogger, yazar girişimci.. portakal ağacı adlı sitenin kurucusu.

poscastlerini dinlemeyi pek severim amaa youtube kanalından, instagram sayfasından hoşlaşmıyorum. Şunu söyleyerek uzaklaşıyorum:

-Her yerde olmak zorunda değiliz.
zevzeklik yapamadığımız kıymetli ev. Anne babanın gözü üzerimizde. Yememiz içmemiz kontrol altında. ama öğrenci evi öyle miydi? Karışan eden yoktu.
Bedevi ayağına çorabını giy, terliğini burada unutmuşsun. Sen şimdi doydun mu? Yarın sana falan yemeği ve filan tatlıyı yapayım. Misafirlik bitti odanı süpür :)
Oyy buraları nasıl bırakırız bilmem. Gün gelecek bırakacağız. Bırakmazsak asıl sıkıntı olur. Bu dünyada bir şeye alışılmıyor. Yaşına bile alışamadan seneleri atlıyor insan. Allah afiyet versin.
+Şimdi nereden başlasak... Üzerimde acayip bir baskı hissediyorum.

- Metropol Bedevisi'nin küçüklüğüne gidelim.

+ O olur. Ben ortaokuldayken din kültürü dersimize giren ve yeni nesil ilahiyatçıların ilk örneklerinden bir hocam vardı. Konu tesettüre geldi sonra örtüyü bağlamak, topuz vs vs
gösterişli topuzlara o zaman da bakışım belliydi ama hocamın başında o topuzlardan bir topuz! Nasıl anlatsam, konuşsam bilemedim. Çoğunlukla ortadan giderek hocamın yüz ifadesine göre direksiyonu sağa sola kıra kıra cümleyi tamamladım. Konu tesettür! ve ben küçücük halimle bu koca topuzluların karşısında Allah'ın belirlediği ölçüleri söyleyememiştim.

Sonra yıllar geçti biz büyüdük ve dünya pekte değişmedi. Bu konuları konuşup dertlendiğim arkadaşlarımdan bir kısmı da ilahiyatçı oldu. Şimdi kız erkek karışık halay çektiklerinin videolarını karşımda görüyorum.

-Hep kadının tesettürü üzerinden yürüyorsunuz!!

+Evet, Kendi cinsime ve değerlerimize çok kıymet veriyorum. Bu güzel arkadaşlarımla kol kola mescide giderdik. Ama tesettürlerinden taviz verdikçe namazlarından da verdiklerini görüyorum. Üzülüyorum. Kendim ve çocuklarım için endişe ediyorum. Hevesle ilk başörtüsünü birlikte aldığımız kardeşlerimin artık başörtüsünden vazgeçtiğinin haberini aldım geçen gün. Bundan ne çıkarım var! Yavaş yavaş namaz da kayıp gidiyor elimizden. Girilen ortamlar, görüşülen kişiler değişiyor. İnandım diyorsam ben bunları görmezden gelemem. Ve şimdiki sıkıntım da o arkadaşlarımla kardeşlerimle yüz yüze gelmek. Ne yapacağım! Ya yanlış bir şey söylersem? Ölçüleri onlar da iyi biliyor. Sorun nerede başladı? Nasıl çözülecek? Ben ne yapacağım nerede duracağım? Ya ben de kendimi kaybedersem?
Üniversitede zor da sorsa kolay da sorsa işi kolaylaştıran hocalarımız vardı.Onları hep çok severdik.Bir de bin dereden su getiren hiçbir şeyi beğenmeyenler vardı.Dolayısıyla onlardan da kaçardık.Özetle kolaylaştırmak iyidir, sınırı bozmadıkça.
Bu cuma günü apartmandaki tesisat borularında paslanma olduğu gerekçesiyle site yönetimi tadilat başlattı. boruların önemli bir kısmı değişecek ve bu değişim takribi 12 saat sürecek denilerek gerekli tedbirlerin alınması önerildi. biz de evimizdeki pet şişe kap kacak ne varsa hepsini suyla doldurduk. beklenen su kesintisi cuma günü öğleden sonra başladı. abdest almak lavaboya gitmek oldukça zorlaşmıştı. ama yine de geçici bir süre olduğu için idare etmeye çalıştık ve suyun geleceği saati iple çektik. suyun geleceği söylenen saatte eşim çeşmeyi açtı. borular ciddi şekilde öksürük sesine benzer sesler çıkardı ve sular akmaya başladı. eşime boşalan şişeleri dolduralım dedim. işim var önce şunları yapalım dedi ve tezgahın üzerinde biriken bulaşıkları yıkamaya koyuldu. fakat o da ne birkaç dakika sonra sular tekrar gitti. bu kez yönetim apartman whatsapp grubundan mesaj yazdı. sular akşam 18:00 de gelecek diye. eşime ben demiştim dememe gerek kalmadan o keşke su doldursaydık dedi. neyse bulaşıklar bitmedi ama birkaç saat daha sabredelim dedik. (yazmaktan yoruldum devamı sonra:)
devamı: saat 18:00 olmadan önce suyun daha geç bir saatte geleceğini ama cumartesi gecesi mutlaka geleceğini söylediler. Bir umut bekledik ama beklenen su gelmedi malesef ve daha büyük sorun olduğu ve malzeme tedarikinin yapılamadığı bunun yerine su tankeri geleceği ve herkesin ellerindeki kapları doldurup kesinti bitene kadar sabretmesini söylüyorlardı. Bahsi geçen tanker geldi konu komşu su koyabileceğimiz her şeye su doldurduk. tahmin edeceğiniz üzere pazar günü malzeme tedariki sanayiler kapalı olduğu için sağlanamadı. pazarı pazartesiye bağlayan gece bir anda su gelir gibi oldu herkes bi gayret sarıldı suya ama bu sevinç 5 dakikada kursağımızda kaldı. artık pazartesi yani bu sabahı bekledim. çocuk okula ben işe gideceğim için en azından gün içinde ihtiyaçlarımız azalacaktı. ama ummadık bir şey oldu. ve okula giden çocuğumuz rahatsızlandı. üsküfra ve ishal probleminden dolayı iyice zorlaştı. o okula gidemedi. şimdi evdeler çok şükür sular saat 11de gelmiş. şimdilik evde durumlar en azından su yönüyle düzelmiş ama elbetteki bu durum bizde derin bir tefekkür iklimine yol açtı. bakalım nelere vesile olacak bu olay.
ey! şanıysa olmayan yerlerin islam
bir yanı duhayla istilâ bir yanı temrini measi
aklın iştigali, kan dökmek için çok gençsin
ve vesvesesi başlarını yukarı kaldırmaya fırsat bulurlarsa yılanlar görmek isteyenlerle aynı
yüz yirmi üç bin dokuz yüz doksan dokuz deniyor hakkı aleme sığdıramayanların sayısı
zıkkım, olmuş her hayat diğeriyle aynı
sende böyle nizamda ayn'i
hizan kesemeyecek mi gavur otların sapını
nuhtan umduğu hizabı rüzgar yoksa yoksun
bir başta saç kadar çoksun alacalı
çok karardıysa göğüm kabzamı vururum insin içeride cin var, yoksa inci mi
alacağım canım ve daha doğmamış ama tahsis edilmiş borçları
reybeden varsa evleri siyah hızablı
çevrinirsin ki tutsaksın, tutmasak? düşeceğindir
inlediysen bilseydin aşağı çıktın, yukarı inseydin
bütün göller kurusa bir tükürükte boğulursun vemree tuh
kardeşine düşmüş gibi sarılıyorsun
düşürülmüş gibi sarsılıyorsun
sancak sarıyorsun
saldırıyorsun
savur
süsmüş endazeni allıyorsun
başın ne zorda düşman arıyorsun
sanki ağaçlardan duyuyorsun burada yada onun arkasında
söğüdün dalında hatta önünde kurban kesiyorlar sırayla
dönün de
denmiş yıldızlara sönün
rüyanda sevgilinin hali senin sonundur
yüzler onların ama gözleri ve kaşları senin
söz atıyorsa size kaçın
ne düşmanını bulabilsin ne aşnasını
bir başkasında görsün başkasını
babasının ismini duyunca korku vursun aşığını
tırnağına, biliyorsun durmaz keser başını
o ne güzel lebler ademden bir şey mi işittin
yollarken seni musafaha eder
bekleyecek yanaklarını öpmek için çocukluğuna ermeni
yalvar hüdaya
yaksanda beni, akla ahdinden alıkoyma
hakla ve zorla
kaynayan elini sakla
sırları darbet
hayra biten her adımı sarf et
galebe çal da, olanları kapılara uğratma
Eğreti durma durumu. işe, ortama, tanışların ve hatta yakınlarının evlerine, büyüdüğün ortamlara ait hissetmeme. Hissedememe... Yalnız yaşadığın evin, kullandığın eşyaların bile zorlama ve komik durması. Garip ve birkaç yıldır aşamadığım hislerden. Unutmadan sizi anlamayan, anlamak istemeyen ve sizin aynıyla mukabele ettiğiniz insanlar da bu hissi katmerlendiren etmenler arasındadır.
İlk olarak inanç doğru şekilde verilmeli.Ahlak ve ibadetlerde tabi ki bunu takip etmeli.Sorun şu ki kimlik inşasında yöntem.Genç nesillerin düşünce yapılarını batı medeniyetinin normları belirliyor.Bizim kültür ve medeniyetimizi tanımıyorlar ya da tanıtamıyoruz.Yeterince güzel ve albenili şekilde sunamıyoruz.Mesela k pop hayranlığı.Bizim ezgi,ilahi ve marşlarımızı önerdiğimizde neden k pop idolleri gibi genç müslüman müzisyenlerin olmadığını soruyorlar.
Taslak kısmı yazı biriktirenler için düşünülmüş.
portal yanlışlıkla yada zaman aşımıyla yenilenince henüz taslağı kaydet denememişse kayıp tedbiri için kayıt bulunmuyor, sayfa boşalıyor.
5 yada 10 saniyede bir yazıyorken kayıt etmesi kolay gelecek.
Kolay gelsin.
4 bölümlük mini ingiliz dizisi.
dizi gerçek bir hikayeye dayanıyor. zaten her bölümün sonunda gerçek tv görüntülerinden kesitler var.

konu polisiye fakat bir çiftin bağlılıklarını izliyoruz.
görsellik ve çiftin oyunculukları muhteşem.
evet geçtiğimiz günlerde böyle bir haber okuduk. haberin doğruluğu tabi ki de tartışılır. zira fasık olmayan haber alma organı yok. ahalinin fikirlerini merak ediyorum; bu bir fıtrata müdahale mi? değil mi? toplumun önde gelenleri her mevzuda olduğu gibi bu mevzuda da cahil ve geri kaldığı için konuyla esas itibariyle ilgisi olmayan biz avama da söz etmek düşer. konuşabiliriz yani :)

bence, fıtrata müdahale değildir. tarihte de baktığımızda adamlar süt verimini artırmak için her zaman bir yöntem kovalamışlar. kimi daha iyi otlaklar aramış, kimi göçebe yaşamış, kimi beslenme şeklini değiştirmiş vesaire. şimdi işin içine elektronik girdi diye niye yaygara kopuyor anlamıyorum. asıl yaygara sırtlarına kocaman delik açılıp beslenen hayvanlar için kopmalıydı. sırtlarına delik açılmasındansa VR gözlükle keyifli otlaklara gönderilmesi çok daha makul.