dertli sözlük – dert söyletir
chp'nin 8. genel başkanı. silik bir karakter. kabiliyetsiz, tecrübesiz ve dahi çaresiz. kemalizm'in türkiye'den silinip gitmesi için büyük hizmetler edeceğe benziyor, ehehe.

özgür bey eğer ilgilenirse, 2028 seçimleri için bütün anketlerde birinci çıkan yakışıklı, uzun boylu bir adayımız var. onu desteklerse çok makbule geçecek...
gebelikte oluşmaya başlayan bebeğin cildindeki yağlı kremsi tabakaya verilen isim.
faydaları bebeğin doğumunu kolaylaştırmakla beraber cildi nemlendirir ve ciltteki ısı oranını düzenler, türlü enfeksiyonlardan da korur. daha birçok faydasıyla bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. eskiler bu tabakayı çitileyerek yıkarlarmış maalesef.
sağlık çalışanları ne kadar bilgili olsa da eve gidince aile veya kültür baskısı dolayısıyla işler değişebiliyor.
sevgili babacığım
nasıl bu kadar uzun bekleyebiliriz ki?
rüzgarda savrulan bir yaprak gibiyiz.
ne garip dünya!
bavullar... soğuk tren istasyonları...
anlayamadığımız sözler ve davranışlar...
geceleri çok korkuyoruz!
ama mutluyuz. devam ediyoruz.

(bkz:eleni karaindru) müthiş besteleriyle arayış üzerine bir (bkz:theo angelopoulos) filmi.
adam kendini yaktı ama siyonistlerin umrunda mı değil.gözlerin dehşetle açılacağı günü bekliyorlar.
müzik grubu.

mahal eseri, dinlediğim en güzel enstrümantal çalışmalar arasında yer alıyor. yakında tüm dünyada sesleri yankılanırsa şaşırmam. tebrik ederim gerçekten.
"ey imanın huzuruna kavuşmuş insan! sen o’ndan hoşnut, o da senden hoşnut olarak rabbine dön. böylece has kullarımın arasına sen de katıl. cennetime gir!"

cuma namazlarının vazgeçilmez ayetleri...

i̇manın huzuruna kavuşmuş insanlardan olabilmek duasıyla...
şovmen avukat. şeriat konusunda ettiği ahlaksızca bir hakaretle yine gündemde. soruşturma, gözaltı, mahkemeye sevk... sonuç? adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. türk yargısı... bu saatten sonra şunu bir daha düşünmek lazım: kim ne dedi, kim kime ne etti, kim neye sövdü... kim karışabilir?
dertli sözlük'te neden başlığı yok bilemediğim başını şişirip durduğum gönül insanı, ağabey.
sanırım başlık var da ben bulamadım ya da gözlerim kör.
neler oluyor derhal bilgilendirin beni. gülücük.
aile içinde, iş yerinde, okulda, kafede... her yerdeler. kendisi bedbin diye herkesi öyle görmek isteyen hasut. nasipsizlik işte.
nazik söylemek gerekirse fenomen öğretmen furyası, daha da doğrusu devlet okullarının kadrolu sosyal medya maymunları. milli eğitim bakanlığı defalarca uyarıp yönetmeliklere aykırı olduğunu söylese de bu güruhu durdurmanın hiçbir yolu bulunamıyor. yüzbinlerce takipçisi olanlar var ve içeriğinin ekserisi öğrenciler ile ilgili. çoğu ilkokul çağındaki öğrencilerin hiçbir mahremi kalmıyor. en son birkaç tanesi ana akım medyada haber de oldu zaten. bütün memleket öğretmenlerinin trend olma hevesi uğruna sosyal medya vitrininde sergilenen ufacık çocukları sirkte hayvan gösterisi izler gibi izliyor, bravo doğrusu.

bu memleketin kanunları, kuralları, mevzuatı anadolu'nun kıytırık üniversitelerinden vasat altı bir eğitim alıp hasbelkader öğretmen olarak atanan bir güruha işlemiyor, hayret doğrusu. 24 kasım'da da gelsin ayrı bir rüşvet furyası. mevzuatta açıkça rüşvet olduğu belli bir fiil bu günde nedense hediye kılıfıyla meşrulaştırılıyor. sorarlarsa vatanına milletine ve dahi atatürk ilke ve inkılaplarına gönülden bağlı nesiller yetiştiriyoruz dersiniz. pisa skorlarını da tiktok'tan yükseltirsiniz artık...
gördüğüm kadarıyla memurların üçte biri çalışıyor. dolayısıyla yarısını kovmak hem devletin yükünü hafifletir hem de işleri hızlandırır. çünkü çalışmayan kişi çalışana da ayak bağı oluyor.
bir rte sözü. nereden nereye... zamanında mavi hap mı kırmızı hap mı niyetine "binali mi katil sisi mi?" diye soranlar bugün kucak kucağa...
bakımı kolay, üzmez. mor olur, yeşillenir, salınır, büyür. koparıp başka saksıya ekersin hemen tutar, yavrular. eve koyarsın ailene renk katar, ofise koyarsın stresini atar. sadık bir arkadaş.
çok sevdiğim bir çiçek. i̇kindi vakti açar, sabah bir bakmışsınız solmuş. bizim küçükken gittiğimiz cami bu çiçekle doluydu. i̇lk söylendiğinde hiç kimse inanmamıştı. sonrasında başında bekledik ve ağzımız açık kaldı.

fikrimce çok hoş bir kokusu var, böyle kokusunu her daim üzerimde hissetsem keşke diyorum öyle mutlu hissettiriyor insanı. gün gün yeşil yapraklarının içinden turuncu rengin ortaya çıkması da insanın şükrüne şükür katıyor..

(bkz:ahseniyet)
bu tür başlıklar her sözlüğün şanındandır.

i̇bn abbas: "ilim sayılmaya gelmez, siz her şeyin güzelini almaya bakın." demiştir.

maverdi-yüce hedefler kitabı
haberlerde gazze'de çadırlarda çocukların açlıktan gece uyuyamadığını ve geceyi ağlayarak geçirdiğini okuyorum.açlıktan ölüyor insanlar.yardim turlarımız kapıda bekliyor.hiçbir şey yapamıyoruz.lanet olsun insanlığımızdan utanır hale geldik.
yeni nesillere iyi belletin.güçsüz olmanın zillet demek olduğunu.ölüm demek olduğunu.katliam ve soykırım bitmiyor bitmeyecek belki de daha da yayılacak.ortadogunun kanını içmek teröristlere yetmemiş.bu zulüm düzeni ne zaman son bulacak bilmiyorum ama herkes bu dönemde ne yaptığından hesaba çekilecek o kesin.hesabı verebilecek miyiz acaba?
kahramanmaraş depremi.11 ili etkileyen büyük deprem. 50 bin insan öldü. üzerinden pek çok belgesel çekilmiş. belgeselleri izlerken bolca yıkım, ölüm ve çaresizlik gördüm .deprem olduğunda yardıma koşabilmiştik ama gazze'ye koşamıyoruz. yaralarını saramıyoruz. savaş ve deprem pek çok yönden birbirine benzese de soykırım depremin bin kat daha kötüsü. açlık, susuzluk, hastalık, zulüm, abluka. yardımların engellenmesi. allah ölenlerimize rahmet, yaralılara şifa ve gazze'li kardeşlerimize de en kısa zamanda özgürlük bahşetsin amin.
bu soruya cevap arıyorum. elbette insan, sosyal bir varlık olmasında ötürü ilgi bekler. muhabbet etmeyi, hislerini paylaşmayı, anlamayı ve anlaşılmayı ister. fakat kadınlarda bu ilgi beklentisi normalinden çok daha üst bir boyutta oluyor. bir de beklediği ilgiyi görmediğinde pasif agresif davranışla karşındaki insana acı çektirmenin peşine düşüyor...
kadınlar çocuk mu ya da ilgi görmeksizin kendi varoluşlarını tamamlayamıyorlar mı? nedir bu ilgi, ilgi, ilgi...

    i̇nsanlar hakkında genelleme yapmamak lazım.
    herkesin karakteri, geçmişte yaşadıkları, bir sorunla nasıl başettikleri çok farklı ve genellikle yetişkinlikte olan o kişinin fark edemediği çoğu durum geçmişine dayanıyor.
    şu şu yüzünden diye de genelleme yapılamaz, çünkü kimse kimsenin ne yaşadığını bilemez geçmişte nelere ihtiyaç duyup, nelerden mahrum bırakıldığınıda..
    konuyla ne alakası var diye sorarsanız bazı birbirinden alakasızmış gibi duran olaylar bazı şeylerin mesela sizin bahsettiğiniz fazlaca ilgi ihtiyacı geçmişiyle alakalı bir durum olabilir, kimsenin geçmişi elbetteki sizi ilgilendirmez siz kimseyi iyileştirmek veya anlamak durumunda olamayabilirsiniz fakat bu çok yakın dostunuz veya eşinizse bir şeyleri çözümlemek lazım gelir.

    okuduklarımdan ve gözlemlediklerimden yola çıkarak bir öneri de bulunmak istedim :)