dertli sözlük – dert söyletir
yakuza serisinin ilk oyunun yeniden yapılmış versiyonu. son zamanlarda oynadığım hikayeli oyunlardan god of war ve uncharted 4 ten sonra hikayesi en iyi olan oyundur. dövüş sistemini beğendim küçükken oynadığım tmnt 2 oyunu hatırlattı. açık dünyasını boş buldum görevler birbirinin tekrarı gibi ama ana hikaye ve oynanış o kadar iyi ki bu eksikliğe pek takmıyorsunuz. yüz üzerinden 90 veriyorum.
"aya baktım allah allah. sen ne günahım varsa affet allahım." küçükken annem öğretmişti. şimdi aklıma geldi de ne şirin duaymış. acaba sadece sivaslılar mı söylüyor bunu diye de düşünmeden edemedim.
anlam veremediğim bitiş sebebi bir zamanlar gidip buraya şu anda yazmaya utanacağım şeyler yazar yazarların verdiği cevaplara kahkaha ile gülerdim. boş bir yerdi ama çok komikti. şimdi sadece boşluk kalmış.
küçükken hafta sonunu bekleme nedeni olan çizgi filmler. cnbce'de çıkardılar ve dönemin çizgi filmlerine göre çok kaliteliydiler.
bir köpek ile birleşmiş kedi'nin hikayesini anlatan çizgi film. kedi entellektüel akıllı ve mantıklı köpek tam tersi özelliklere sahiptir. sungerbop ve squidwords ilşikisini hatırlatan bir ilişkileri vardır.
romain gary'nin emile ajar‎ takma adıyla yazdığı roman.
fransa’da eski bir hayat kadını; hayat kadınlarının çocuk doğurmasının, doğurduysa çocuğu büyütmesinin yasak olduğu bir dönemde, bu kadınların çocuklarına bakarak yaşamını sürdürüyor. i̇çlerinden momo adında bir müslüman çocukla daha farklı bir ilişkileri oluyor. momo tarafından anlatılıyor bu ilişki de.
genelde çok olumlu yorumlandığını gördüğüm ama benim için çok da dokunaklı olmayan ortalama bir roman. zaman kaybı da demem ama. momo sanatlı konuşabilen bir filozof edasıyla karizmatik laflar ediyor arada. o konumdaki bir çocuğun dünyasını yansıtabilme konudusunda da başarılı. fakat çok büyütülecek gibi değil sanki, bilemedim.
filmi var netflix’te 2020 yapımı. başladım ama devamını getiremedim. kitaptan o kadar farklı başladı ki kitabın uyarlaması değil, kitaptan esinlenilmiş bir film daha çok. kitaba dair olumlu sayılabilecek anılarımı bozacak gibi duruyordu.(*)
bir de 1977 yapımı madame rosa olarak yayımlanmış la vie devant soi var. henüz izleme fırsatım olmadı ama bu çoğunlukla takdir toplamış, bundan ümitliyim.
vesile, olumlu şeyler için kullanılır, sebep ise olumsuz şeyler için.
birilerinin evliliğine vesile olunur.
bir faciaya sebep olunur.

    kendimi kurtarmaya çalıştığım huy. doğru bildiğimiz her zaman doğru olmayabilir, ikna etme, hatta üstün gelme çabası dost kaybettiriyor uzun vadede.
    peki bundan bana ne deme sevgili sözlük, dua edebilirsin mesela, müslümanın müslümana duası makbul imiş.
“korkmak, çekinmek, sakınmak” mânasındaki rehbet kökünden türeyen “bir kimseyi korkutmak, bir işi yapmaktan sakındırmak” anlamına gelir. (*)

(bkz:tergib)
sözlükte “istemek, özenmek” anlamındaki rağbet kökünden türeyen tergib “bir kimseyi bir işi yapmaya özendirmek, teşvik etmek” demektir. (*)

(bkz:terhib)
trt 2'de sunuculuğunu hasan kaçan'ın yaptığı, dergilerde yetişmiş kalifiye çizerleri konuk aldığı ve yakın zamanda nihayete eren güzel program.

bölümler youtube'da mevcuttur.
tdv medya'nın youtube kanalında harika öğretici bir program.

sunucumuz; hepimizin bir yerlerden aşina olduğu, rahmetli cafcafımızda nefretim everest köşesinin sahibi ahmet altay

çizim işleriyle, özellikle karikatür ile ilgilenenler için çöllerde adeta bir vaha
adım adım photoshop üzerinde çizerimizi takip ediyoruz, neyi neden yaptığını duyuyoruz. daha ne olsun!
hatta konukta alıyor.

(bkz:hasan kaçan ile çizgi atölyesi)
tureng sayesinde keşfettiğim güzel site.

kelime veya kalıpların youtube'daki videolarda geçtiği ilgili saniyeyi bize sunuyor. telaffuz ve cümlede kullanımını görmek ve çeşitlilik açısından harika nimet.
günlük telaşların ortasında iken tam, birden bir şey olur, bi fikir, bi olay, bi his; bambaşka bi aleme geçersin. gözlerin dolar bazen, bazen boşver gitsin dedirtir, bazen “ben bu deveyi gütmem abi, bu diyardan giderim daha iyi” dedirtir, bazen uzak diyarların mor dağlarına bir perde çektirip develerin peşinden seyirttirir.
i̇şte böylesi anlardan cümleler gelsin hadi. benimki şu:
dertli sözlük’te tanımlar arasında gezindim gezindim. sonra durdum, bir an gözümün önüne sabaha aç olarak ulaşmış ve yiyecek bir şeyi de olmayan çocuklar geldi. gözlerim yangın yerine döndü bir anda. ellerimi yumruk yapıp “bana dünyanın bütün çocuklarını acılardan kurtaracak o gücü ver” diye haykırdım mavi göğe. dizlerimi dövdüm bir vakit.
bu yazın planları arasında. önce yasin-i şerif ezberlenecek, her ayet ezberlendikçe namazlarda okunacak. yaz bitmeden yasin’i ikiye bölüp üç sayfasını ilk rekatta, ikinci üç sayfasını ikinci rekatta okumak şeklinde sabah namazı kılmak hayali gerçekleştirilecek.
her müslümanın hayatının bir döneminde yaptığı çalışma. namaz surelerini ezberlemek en yaygın biçimi. bir de kaymaklı kadayıf namazlar için yapılanı var: 30, 29 ve 28. cüzlerdeki kısa kısa sureler ezberleniyor, namazlarda okunuyor. namazlardan bal damlıyor sevgili sözlük!..
tatile gitmek
memlekete gitmek
kütüphaneye gitmek
kitap, kitap, kitap okumak…
eğitim öğretim döneminde okuyamadığım tüm anların acısını çıkarmak…
bir kaç iyi film, dostlarla vakit geçirmek, aileye doymak, hatta komşuların davetlerine icabet etmek…
teheccüt eğitimi vermek kendine, seherde uyanık olabilmek, gün doğumunu seccadede beklemek, kuşluk namazı kılabilmek…
i̇kindi vakti dağlara doğru yürümek biraz…
dokuz ay yetecek kadar enerji depolamak üç ayda.
(bkz:sabah namazını yasin’le kılmak)
(bkz:yaz tatilinde yapılabilecek şeyler) başlığı varmış ama ben kişisel planlara odaklandım, aynı şey sayılmaz sanırsam.
tahinli pidenin (katmere benzeyen değil) memleketi bursa'daki söyleniş şeklidir.
bursalılar için başka şehirlere gittiklerinde bulamayıp şaşırdıkları, özlemini çektikleri çok hoş bir hamur işidir aynı zamanda.

bulamayınca evde de yapılabilir ama her zaman vakitte olmadığından benim ufak ve pratik bir çözümüm var:
öncelikle sos tenceresinin içine tamamen göz kararı; tahin, şeker ve sütü döküp ocağa alıyoruz. orta ya da kısık ateşte şeker eriyene kadar karıştırıyoruz. bu sırada istediğimiz miktarda da ekmek kızartıyoruz. şeker eriyipte istediğimiz kıvamla karşılaşınca kızarmış ekmeklerimize karışımımızı sürüp afiyetle yiyoruz.

fırında lavaşın üzerine sürülmüş daha farklı bir tarifte uydurmuştum ama pek pratik değildi. kızarınca kıtırlaştığından kesmesi de zahmetli oluyor bu yüzden daha iyisi gelene kadar en iyisi üstteki tarif :))
14 karbon 28 hidrojenden oluşan alkendir. doymamış hidrokarbondur. doyması için 2 hidrojene ihtiyacı vardır.