d(dopamin oksitosin ve serotonin) /((d(t) x tetikletici unsura doyum)'dur.
i̇nsan yıllarca kendini biler bir bıçak gibi bazen bir ateşin içerisinde kavrulur ama o yıllanmış ve nasırlı zihin birisini sevmeyedursun, yıllarca uğraştığı anlamlı kusurlarını o çok sevdiğine göstermeye çekinir hatta bazen öylesine sevmektedir ki, kusurlarını kapatmaya çalışır hiç emek verilmemiş ve yaşanmamışlar gibi.
sevmek insanın kendi gerçekliğine yabancılaşmayı gerektiriyorsa ortada bir sevmekten söz edebilir miyiz?
i̇nsanın kendi inşa ettiği benliğini bir başkasının hayatına girmesiyle beraber reddetmesi değilde hayatına aldığı insanların başkalarının kusurlarını sevebilme kapasitesine sahip olanını seçmek… aslında mesele ilk önce kendimizi sevmekle, kendimize saygımızın olmasıyla ilgilidir.
kendimizi sevebildiğimiz noktada ancak kendimiz olabilme cesaretine sahip olabiliriz.
“kimse başkasının gözünde kusursuz görünmek istediği kadar acı çekmemiştir; çünkü maske, bir süre sonra yüzde kemikleşir." (bkz:milan kundera)
