okur musunuz?
bir gülü dalında koklar gibi...
raftan bir kitabı çekip almak incitmeden...
bir maceraya talip olmak...
okumak...
kim bilir hangi yürek yangınlarının ve kim bilir hangi çıkmaz sokakların içinden...
kim bilir nerede, nasıl ve kimlerin rüyalarının karıştığı...
veya kabuslarının böldüğü...
bilemezsiniz bir kelimenin macerasını...
ama maceradır...
cümle olana kadar kaleme neler çektirir...
o kağıdın, bir zamanlar başında serin rüzgarlar esen, bağrında sincaplar barınan, ulu bir ağaç olduğu gelmez aklımıza...
öpüp kokladığımız kitabın, tabiatın bir lütfu olduğunu düşünemeyiz...
kitabın kokusu onun için mest eder insanı...
onun için can katar...
mürekkebi, baskısı, kapağın takılması...
binlerce kez çoğaltmak sonra...
bir gerçeği, bir hayali, bir rüyayı yaymak alabildiğine...
herhangi bir rafta siz alasınız diye bekleyen kitabın macerası, kitabın içindeki macera kadardır belki de...
ve bir kitaba isim koymak, bir çocuğa isim koymak kadar zordur...
kimsenin çocuğunu alamazsınız elinden...
sonra kitaba verdiğimiz parayı, o kitabın fiyatı zannederiz...
yazmaya cüret eden, cüretinin yanına kendisini koyar...
bu, fedakarlığın cesarete sahip çıkmasıdır....
bir kitaba elinizi uzattığınızda, kokusu gelmiyorsa ruhunuza...
macerayı görmüyorsanız arkasındaki ve içiniz titremiyorsa...
bir şeylere yazık oluyor demektir...
halbuki okumak...
bir gülü dalında koklar gibi...
raftan bir kitabı çekip almak incitmeden...
bir maceraya talip olmak...
murat başaran
bir gülü dalında koklar gibi...
raftan bir kitabı çekip almak incitmeden...
bir maceraya talip olmak...
okumak...
kim bilir hangi yürek yangınlarının ve kim bilir hangi çıkmaz sokakların içinden...
kim bilir nerede, nasıl ve kimlerin rüyalarının karıştığı...
veya kabuslarının böldüğü...
bilemezsiniz bir kelimenin macerasını...
ama maceradır...
cümle olana kadar kaleme neler çektirir...
o kağıdın, bir zamanlar başında serin rüzgarlar esen, bağrında sincaplar barınan, ulu bir ağaç olduğu gelmez aklımıza...
öpüp kokladığımız kitabın, tabiatın bir lütfu olduğunu düşünemeyiz...
kitabın kokusu onun için mest eder insanı...
onun için can katar...
mürekkebi, baskısı, kapağın takılması...
binlerce kez çoğaltmak sonra...
bir gerçeği, bir hayali, bir rüyayı yaymak alabildiğine...
herhangi bir rafta siz alasınız diye bekleyen kitabın macerası, kitabın içindeki macera kadardır belki de...
ve bir kitaba isim koymak, bir çocuğa isim koymak kadar zordur...
kimsenin çocuğunu alamazsınız elinden...
sonra kitaba verdiğimiz parayı, o kitabın fiyatı zannederiz...
yazmaya cüret eden, cüretinin yanına kendisini koyar...
bu, fedakarlığın cesarete sahip çıkmasıdır....
bir kitaba elinizi uzattığınızda, kokusu gelmiyorsa ruhunuza...
macerayı görmüyorsanız arkasındaki ve içiniz titremiyorsa...
bir şeylere yazık oluyor demektir...
halbuki okumak...
bir gülü dalında koklar gibi...
raftan bir kitabı çekip almak incitmeden...
bir maceraya talip olmak...
murat başaran