mehmet akif'i̇n japonları anlattığı bir şiiri; (safahattaki ismi bu olmayabilir, tam emin değilim, bazı şiirlere sonradan isim konuluyor)sorunuz, şimdi, japonlar da nasıl millettironu tasvire zafer-yâb olamam, hayrettir!şu kadar söyleyeyim: din-i mübinin orada,ruh-ı feyyazı yayılmış, yalınız şekli: buda.siz gidin, saffet-i i̇slam’ı japonlarda görün!o küçük boylu, büyük milletin efradı bugün,müslümanlıktaki erkânı sıyanette ferid;müslüman denmek için eksiği ancak tevhid.doğruluk, ahde vefa, va’de sadakat, şefkat;acizin hakkını i’laya samimi gayret;en ufak şeyle kanaat, çoğa kudret varken;yine ifrat ile vermek, veren eller darken;kimsenin ırzına, namusuna yan bakmayarak,yedi kat ellerin evladını kardeş tanımak;“öleceksin!” denilen noktada merdâne sebat;yeri gelsin, gülerek, oynayarak terk-i hayat,i̇htirasat-ı hususiyyeyi söyletmeyerek,nef-i şahsiyi umumunkine kurban etmek...daha bunlar gibi çok nadire gördüm orada.ademin en temiz ahfadına malik bir ada.medeniyyet girmiş yalınız fenniyle...o da sahiplerinin lahik olan izniyle.dikilip sahile binlerce basiret, im’an;ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!garbın eşyası, eğer kıymeti haizse yürür;moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür !gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.ya o mahviyyeti insan göremez bir yerde...togo’nun umduğumuz tavrı mı vardır nerde...“gidelim!” der, götürür! sonra gelip ta yanıma;çay boşaltırdı ben içtikçe hemen fincanıma.müslümanlık sanırım parlayacaktır orada;sâde, osmanlı’ların gayreti lazım arada.misyonerler, gece gündüz yeri devretmedeler,ulema, vahy-i i̇lahiyi mi bilmem, bekler
m.şevket eyginin övdüğü bir millettir.
bu adamlar burun çizemiyor! animasyonlarından referans alacağım burun yok. kesikli çizgilerle hayali burunlar çiziyorlar.
