dindarlık baskılanmalı mı sorunsalı – dertli sözlük
iki konuda tartışılması gereken konu. birincisi insan dünyayı tanımadan fiziksel olguların sebeplerini bilmeden herşeyi dini duyguları ile anlamlandırmaya çalışırsa geride göremediği perspektifler kalır mı? bu insan bütün dünyaya bir at gözlüğü ile mi bakmış olur bunca zaman içinde? ikinci mesele ise insan dini duyguları derinden yaşıyorsa bunu toplum içinde gizlemeleli mi?

birinci sorudaki düşüncem şu islam'ı ele aldığımızda teslimiyet ile aynı kökten geliyor ve bir çeşit teslimiyet duygusu var. bu da olguları anlamlandırma konusunda teslim edilmiş bir zihin ile düşünülmesi durumu ve oluşacak her türlü deneyimin aslında bir süzgeçten geçtiği için var olandan farklı bir biçimde anlamlandırılması sonucuna yol açacağı kabul görülebilir. bu kişinin süzgecinde ahlak insanlığın ortak emeği sonucu oluşmuş uğrunda emek verilmiş en ortak doğru yanlış ayırt etme bilinci değil dogmatik referansların elek olduğu bir aklın süzgecinden geçmiş bir kural almacıdır.

ikinci konu ise insanın dindarlık düzeyini toplumda maskelemesi durumu. burda iki konu var birincisi seküler bir çevrede yetiştiği için din o insana saklanılacak bir şeymiş gibi gelir çünkü havalı bir arkadaş çevresi bir yerlere gelmiş kariyeri vardır. insanlara yobaz gibi görünmek istemez. din bir utanç kaynağıdır. ikinci durum ise olduğundan çok daha fazla dindar görünüyordur. dine vekil oluşu kontrolden çıkmıştır oysa bilir ki günahkar da bir insandır. bu şekilde devam eden süreç kendisini münafıklığa götürebilir. yaptığı bir yanlış islam'a mal edilebilir. bu durumda islam'ı gerçek yoldan savunmayı bırakıp dolaylı yollardan islam'a hizmet mi etmelidir?

her iki sorunun cevabı da insanın aciz olması nedeniyle kaotiktir. çözümü kolay olmayan basit sorulardır bunlar. sınırlarımızı belirleyen fizik kuralalrı ve sınırların ötesinde bir ruh hali. söz geçiremediğimiz fizik kurallarının karmaşasında en iyi niyetlere sahip olmanın bir algoritması da yok ki.