kötülemek, kınamak.
bunun bir nev i de vaciptir. evet zemmin bazısı vardır ki vaciptir. emr-i bil maruf dinin bir yarısı ise, diğer yarısı nehyi anil münkerdir.
münkerin fiilen nehyi zaten vaciptir hem takva buna derler.
kalben nehyi ise akaiddendir, itikad buna derler.
kavlen nehyi ise uygun zaman ve mekanda elzemdir, asar-ı imandandır.
bu zamanda ümmete sari bir hastalıkta şudur ki der: 'sen bilmezsin kim kafirdir, kim müselman. öyleyse tekfir etme.'
bu düsturu meşhurudur şeriatın. ama şeriat zahire bakar. ağzıyla münkir olana kafir de denir.
bunun hastalık yanı şudur ki, kafirliği musaddak bazı adamlara da 'belki gizli iman etmiş nerden bildin ki kalbinde iman yoktur.' der.
bizde bunu deyen safdil müslümana deriz:
-sen aldanma şeytan sağdan yanaşır. kafire karşı merhamet damarını tahrik ederse, allahtan ziyade merhamet merhamet değil zulümdür" de, acıma kafire küfrüne ortak olursun. zulme rıza zulüm olduğu gibi küfre rıza küfürdür.
öyleyse zemmet, tekfir et küfrünü intişar ettireni hemde hiç korkma.
tarihçe bazı adamlar diliyle değilse de fiiliyle küfrünü ilan etmişken, ona kalkıp "falanca hasenesi var, filanca meziyyeti var, hem belki iman etmiştir veya insaniyete şöyle faydaları olmuştur" sakın ha deme! iman etmeyen dünyevi hangi meziyyete sahip olsa da en ami bir mümine yetişemez.
öyleyse dikkat lazım. emri bil maruf dinin ancak yarısıdır. hem takvada ikinci yarısıdır. evvel anılması ise makam itibariyle tebliğdeki üsluba işarettir. yoksa takvada nehyi anil münkere delilimiz: la ilahe evveldir, illallah ahirdedir.
demek ey müsamaha ile hayr ederim zanneden. müsamaha din kardeşine karşı olur. imanı şüpheli, fiili şüpheli eşhasa karşı olmaz. ami gardaşına karşı bir kusurla hicvi yapıştıran sen, meşhurdur, meziyeti vardır diye efali etvarı akvali şüpheli bir adamı sakın övme.
