perdesiz evlerden evsiz perdelere doğuya dikilmiş mozaik pencereye,
batıya doğru atılmış mektup teyyareye,
denize köprü gerilmiş körpe sırma saçlara,
dağda kurt ile göz göze gelmiş kuzunun yüreği nasıl atıyorsa öyle bir sineye;
hayalindeki yerlere düzenlediğim seferlere,
sırtımdaki tebbet yazıya,
boynunda beslediği güvercinden her sese gelen nağmeye,
kolları da zayıf ama gider feleğe.
ben varmış sonra yokmuş hikayelerini ciddiye almam,
sık kaybolurum ama aldırmam,
bir gördüğüm taşı unutmam.
taarruzu muhtarım lakabın,
kuyu görürsem kulak verir yoklarım,
ev görsem kapı ararım,
şeklin bacası aşka tapuyla odun atarım.
usulde kemteri hararım,
aklımın rahmi arinini zühreyle yere gererim,
ama kızımı yitirdim visale ermeye nasıl dayanırım;
büryan olup dağılan etlerimi nasıl toparlarım
pek muhattaplarıma ne gülüp ne ağlarım,
kara bağlanmadı oldu gözüm ile yaş aldım biriktirdim zaman ile, aklanmaz bu gidiş ile
ikrarımda hep tecdidim,
akse şemsi dırarım
ikbali iktaya israrım,
korku iş söze düşünce hakim, tartıya gelmesi israf
leyletül israda tozuyla ziyasına hamalım
geriyi bulamıyorum anlarda yürüyemiyorum anlamam için anı bulmam gerek senin anılarında mabedim inşaa ile değil bahse gelirse kaybın kendisi olarak sen irtibatımızla belleğimi oluşturmayarak oluşturuyorsun buralarda meczupluk yada mecnunluk mümkün değil bu garip hal rüzgârı her keşfe gazele dahil olmak ile yukarıdan düşüp tekrar yukarıda dolanmak ve üflemeye bile terennüme gelmek. (bkz:ya sanmak) (bkz:yakılmak) ya güvenmek?
batıya doğru atılmış mektup teyyareye,
denize köprü gerilmiş körpe sırma saçlara,
dağda kurt ile göz göze gelmiş kuzunun yüreği nasıl atıyorsa öyle bir sineye;
hayalindeki yerlere düzenlediğim seferlere,
sırtımdaki tebbet yazıya,
boynunda beslediği güvercinden her sese gelen nağmeye,
kolları da zayıf ama gider feleğe.
ben varmış sonra yokmuş hikayelerini ciddiye almam,
sık kaybolurum ama aldırmam,
bir gördüğüm taşı unutmam.
taarruzu muhtarım lakabın,
kuyu görürsem kulak verir yoklarım,
ev görsem kapı ararım,
şeklin bacası aşka tapuyla odun atarım.
usulde kemteri hararım,
aklımın rahmi arinini zühreyle yere gererim,
ama kızımı yitirdim visale ermeye nasıl dayanırım;
büryan olup dağılan etlerimi nasıl toparlarım
pek muhattaplarıma ne gülüp ne ağlarım,
kara bağlanmadı oldu gözüm ile yaş aldım biriktirdim zaman ile, aklanmaz bu gidiş ile
ikrarımda hep tecdidim,
akse şemsi dırarım
ikbali iktaya israrım,
korku iş söze düşünce hakim, tartıya gelmesi israf
leyletül israda tozuyla ziyasına hamalım
geriyi bulamıyorum anlarda yürüyemiyorum anlamam için anı bulmam gerek senin anılarında mabedim inşaa ile değil bahse gelirse kaybın kendisi olarak sen irtibatımızla belleğimi oluşturmayarak oluşturuyorsun buralarda meczupluk yada mecnunluk mümkün değil bu garip hal rüzgârı her keşfe gazele dahil olmak ile yukarıdan düşüp tekrar yukarıda dolanmak ve üflemeye bile terennüme gelmek. (bkz:ya sanmak) (bkz:yakılmak) ya güvenmek?
