animasyon sektörü – dertli sözlük
bu sektörde de zengin olmanın yolu firavun sistemine uymaktan geçiyor. öbür türlü zengin olayım diye bu kadar çile çekilmez. zaten zenginliği aramıyoruz ama şöyle bir olay var:
ünlü animasyon şirketlerinin bir elleri hep pazarda dolaşıyor. disney, ghibli, rainbow spa, warner bros...
neden?
çünkü filmler kısa. bir-iki saat izlersin biter. bilet o saatler içinde geçerli. ya sonra? bir şekilde seyirciyle bağını koparmaman lazım. para akışından faydalanmalısın. öyle karakterler üret ki sonradan ürüne dönüşebilsin. çocuklar vitrinlerde reklamlarda seni görsün seni hatırlasın. diş fırçası, nevresimi, suluğu, ayakkabısı, çantası, pijamasında hep senin karakterlerin olsun.

ghibli'nin belgeselini izlerken çok şaşırmıştım. şöyle bir sahne:
yeni bir film üzerinde çalışıyorlar bu sırada şirketin yapımcısı önceki filmlerdeki karakterlerin oyuncaklarını, çantalarını, cüzdanlarını üretmek, örneklerini göstermek işin şirkete gelen kişilerle toplantılar yapıyor. sadece çocukların kullanabileceği, yetişkinlere hitap etmeyen ürünleri eliyor.
yani bir elleri ciddi ciddi hep pazarda. peki bu firavun sistemi nasıl yorumlanmalı?

çocuğun her adım atışında, eline aldığı eşyalarda baskı figürler... bu gerçekten mide bulandırıcı. ailelerin ve çocukların bunlara meylinin kesilmesi mümkün mü? sadeliğin güzelliği nerede kaldı?
her şey sunuş. iyi gördüğünüz şeyi popülerleştirmeye çalıştığınız ve bundan gelir elde etmeye başladığınız anda siz de beğenmediklerinize benzemeye başlıyorsunuz. peki ne yapmak lazım?
nasıl bir strateji izlenmeli hiçbir fikrim yok.