asansöre kol vb. sıkışma durumu.
bunu yaşayan(*) çocuk ise o zaman çocukluktan direk ergenliğe erer.asansör katta durursa bu durum insanı kapıyı açmak için şekilden şekle sokar, amuda kaldırır. bundan sonra bağırışlar sonunda başınıza toplanan kalabalığa "bunlar niye film diye beni izliyor" der ağlamadan sadece izlersiniz. sonra gözleriniz etrafta kamera arar "zeki müren de beni görecek, ibret alacak mı?" yada "arena programına ben de çıkacak mıyım?" benzeri, bulunduğunuz duruma bakılınca abuk duran sorular düşer aklınıza. velhasılı kelam sizi kurtarmaya ne itfaiye ne ambulans ne de polis yetişecektir. uzun değnekler asansörü itmeye yetmeyecek, eğilecek kırılacaktır.etrafınızda kolunuza yağ dökecek zeki bir komşunuz da yoksa sokakta bulduğum yeni topumu kurtarayım derken topunuz maçta daha devreyi görmeden patlayabilir allah korusun.benim gibi kurtulup karşı caddeden geçerken caddeyi inleten siren seslerini eğlenerek dinleyebilirseniz kendinizi şanslı hissedebilirsiniz. yok hayat gözlerinizin önünden film şeridi gibi de geçmiyor ama belki yaşın da verdiği hayalci zihnin etkisiyle ertesi birkaç hafta televizyonda film şeridi diye geçmeyi bekliyor, arena programını da iple çekiyorsunuz. sonrasında asansör içine sizi hapsetmekle kalmayıp bir hayli içli dışlı olduğunuzdan mıdır nedir, olaya şahit birçok kimse yıllarca asansöre binmezken siz hastahane dönüşü evinize asansörle çıkıyorsunuz. öyle kısa yoldan imana gelmeyi de beklemesin kimse. hayallerinden çabuk kurtulacak kafa yoksa insanda, nasibi de yoksa topu asansörde patlasa da imana gelmez.benden tavsiye; yerden her bulduğunuz topu almayın, topunuzu elinizle birlikte alan asansörün mesajını iyi anlamaya çalışın, arena programında hayatın gerçeklerini, imanı da asansörde aramayın...
(bkz:asansörde kalmak)
bunu yaşayan(*) çocuk ise o zaman çocukluktan direk ergenliğe erer.asansör katta durursa bu durum insanı kapıyı açmak için şekilden şekle sokar, amuda kaldırır. bundan sonra bağırışlar sonunda başınıza toplanan kalabalığa "bunlar niye film diye beni izliyor" der ağlamadan sadece izlersiniz. sonra gözleriniz etrafta kamera arar "zeki müren de beni görecek, ibret alacak mı?" yada "arena programına ben de çıkacak mıyım?" benzeri, bulunduğunuz duruma bakılınca abuk duran sorular düşer aklınıza. velhasılı kelam sizi kurtarmaya ne itfaiye ne ambulans ne de polis yetişecektir. uzun değnekler asansörü itmeye yetmeyecek, eğilecek kırılacaktır.etrafınızda kolunuza yağ dökecek zeki bir komşunuz da yoksa sokakta bulduğum yeni topumu kurtarayım derken topunuz maçta daha devreyi görmeden patlayabilir allah korusun.benim gibi kurtulup karşı caddeden geçerken caddeyi inleten siren seslerini eğlenerek dinleyebilirseniz kendinizi şanslı hissedebilirsiniz. yok hayat gözlerinizin önünden film şeridi gibi de geçmiyor ama belki yaşın da verdiği hayalci zihnin etkisiyle ertesi birkaç hafta televizyonda film şeridi diye geçmeyi bekliyor, arena programını da iple çekiyorsunuz. sonrasında asansör içine sizi hapsetmekle kalmayıp bir hayli içli dışlı olduğunuzdan mıdır nedir, olaya şahit birçok kimse yıllarca asansöre binmezken siz hastahane dönüşü evinize asansörle çıkıyorsunuz. öyle kısa yoldan imana gelmeyi de beklemesin kimse. hayallerinden çabuk kurtulacak kafa yoksa insanda, nasibi de yoksa topu asansörde patlasa da imana gelmez.benden tavsiye; yerden her bulduğunuz topu almayın, topunuzu elinizle birlikte alan asansörün mesajını iyi anlamaya çalışın, arena programında hayatın gerçeklerini, imanı da asansörde aramayın...
(bkz:asansörde kalmak)
