diyanet işleri başkanlığı – dertli sözlük
üniversite talebesi olduğum dönemde bizim üniversite mescidinin imamı yaşlı, hitabeti-öğrencilerle ilişkileri çok zayıf, sigara kullanan köyden çıkmış bir zattı. hep içimden geçerdi, keşke şuraya genç, atılgan, en azından yabancı dil bilip yabancı öğrencilerle de iletişime geçebilecek birini gönderseler diye. diyanet'te üst düzey bir makamda görev yapan bir arkadaşla hasbihal ederken laf arasında bunu söyledim. o da üniversite camilerinde genellikle üç vakit cemaat olduğu için (sabah ve yatsıda cemaat olmuyormuş) buralara çok talebin olduğunu dolayısıyla en torpillilerin de buralara gelmek istediğini söylemişti. gerçekten şok oldum.

diyanetin bu işi dert edip iyi imamlar yetiştirmesi şart. yoksa bu millete olan haklarını ödeyemezler. en azından ben bu noktada hakkımı kesinlikle helal etmiyorum. mesela, camilerin ekserisinde tuvalet ve şadırvanlar berbat durumda. tiksinerek giremediğim birçok camii abdesthanesi oldu. imamlar bu işlerle ilgilenmiyor, en azından para toplayıp birilerini tutabilirler ya da temizliğini yapamıyorsan kapatırsın olur biter. hani temizlik imanın yarısıydı. insanları bu şekilde mi camiye, namaza ısındıracağız. bu iş bilmezlik ve sorumsuzluk nereye kadar böyle devam edecek, bilemiyorum.