maslahat kelimesinin zıttı zararlar ve kötülükler anlamına gelen mefsedettir. tarihî kaynaklara göre bu prensip ilk defa hz.ömer’in halifeliği döneminde kullanılmıştır. irak topraklarının fethedilmesinden sonra elde edilen toprakların paylaşımı mevzusunda hz. ömer, fırat ve dicle arasında kalan verimli arazilerin ümmetin mülkiyetinde olduğu ve devlet hazinesine geçmesi gerektiği konusunda hüküm vermiştir
i̇mam gazali, maslahat ilkesini kavramsal olarak yeniden ele almış ve maslahatın insanların istek ve taleplerine göre değil, şeriatın maksatlarına göre tanımlanması gerektiğini söylemiştir. el- usûlü’l-hamse olarak da bilinen bu maksatlar, insanların dinlerini, canlarını, akıllarını, nesillerini ve mallarını korumaktır.
maslahat ile ilgili tartışmalar 19. yüzyıldan itibaren modernist i̇slam düşünürleri tarafından tekrar canlandırılmıştır. bu dönemde mısır başta olmak üzere birçok müslüman memleketinde, avrupa merkezli hukuk düşüncesinin yayılması ve sömürge yönetimlerinin devam etmesi, i̇slami hukuk düşüncesini ve mahkeme sistemini derinden etkilemiş, bu konularda yeni tartışmaların önünü açmıştır. mısırlı düşünür muhammed abduh (1849-1905), maslahatın i̇slam hukuku açısından önemini vurgulamış ve değişen toplumsal koşullar ve modern toplumun gereklilikleri göz önünde bulundurulduğunda maslahat ilkesinin müslümanların bu konudaki yeni ortaya çıkan ihtiyaçlarına cevap vermek için kullanılması gerektiğini savunmuştur. abduh’a göre toplumsal reforma ihtiyaç duyulan konularda maslahat, i̇slam hukukunun diğer kaynaklarına karşı öncelik kazanabilir. abduh ve önde gelen diğer reformcular, maslahat ilkesini sünnet kaynaklı geleneksel dinî pratiklerin modern çağa göre yeniden uyarlanabilmesi için bir meşruiyet kaynağı olarak değerlendirmişlerdir.
i̇mam gazali, maslahat ilkesini kavramsal olarak yeniden ele almış ve maslahatın insanların istek ve taleplerine göre değil, şeriatın maksatlarına göre tanımlanması gerektiğini söylemiştir. el- usûlü’l-hamse olarak da bilinen bu maksatlar, insanların dinlerini, canlarını, akıllarını, nesillerini ve mallarını korumaktır.
maslahat ile ilgili tartışmalar 19. yüzyıldan itibaren modernist i̇slam düşünürleri tarafından tekrar canlandırılmıştır. bu dönemde mısır başta olmak üzere birçok müslüman memleketinde, avrupa merkezli hukuk düşüncesinin yayılması ve sömürge yönetimlerinin devam etmesi, i̇slami hukuk düşüncesini ve mahkeme sistemini derinden etkilemiş, bu konularda yeni tartışmaların önünü açmıştır. mısırlı düşünür muhammed abduh (1849-1905), maslahatın i̇slam hukuku açısından önemini vurgulamış ve değişen toplumsal koşullar ve modern toplumun gereklilikleri göz önünde bulundurulduğunda maslahat ilkesinin müslümanların bu konudaki yeni ortaya çıkan ihtiyaçlarına cevap vermek için kullanılması gerektiğini savunmuştur. abduh’a göre toplumsal reforma ihtiyaç duyulan konularda maslahat, i̇slam hukukunun diğer kaynaklarına karşı öncelik kazanabilir. abduh ve önde gelen diğer reformcular, maslahat ilkesini sünnet kaynaklı geleneksel dinî pratiklerin modern çağa göre yeniden uyarlanabilmesi için bir meşruiyet kaynağı olarak değerlendirmişlerdir.
