kendisinin doktora tezi olan "kadın karşıtı söylemin i̇slam geleneğindeki i̇zdüşümleri" türkiye'de alanındaki ilk eserlerden birisidir. eğer türkiye'de bir "islami feminizm" geleneğinden bahsedilecekse bu geleneğin fikri altyapısını, kaygılarını ve metodolojisini bu kitaptan okumak mümkündür. fakat kitaptaki yaklaşımın orijinal olduğunu söylemek çok da mümkün değil. bu kitaptan çok daha önce fatima mernissi, asma barlas ve amina wadud gibi figürler çok daha kapsamlı ve derinlikli kitaplarla bu geleneğin önünü zaten açmıştı. kuran'ı tarihselci bir bakış açısıyla okuyup ataerkil gelenekten kaynaklanan yanlış/eksik yorumlamaları ayıklamak bu geleneğin en önemli kaygısı. fakat bu çok ciddi bir tefsir/hadis/fıkıh bilgisi gerektiriyor ki bu saydığımız figürlerin böyle bir donanımı maalesef yok. 1400 yıllık islam müktesebatını "erkek-egemen" ataerkil geleneğin tesiri altında kalmakla itham etmek ciddi bir mesele. bu da yüzeysel bir yapısökümcü okumayla mümkün değil. zaten tuksal'ın kitabında da bunu fark etmemek imkansız. tuksal tarihselci bakış açısını islami geleneği yargılamak için kullanıyor. dolayısıyla da sağlıklı bir hadis tenkiti yapmadan kendince "kadın aleyhtarı" gördüğü hadisleri mevzu diyerek geçiştiriyor. türkiye'deki islamcı feminist düşüncenin türkiye dışında neredeyse hiç ilgi görmemesi de az çok bu yüzeysellikle ilişkilidir diye tahmin ediyorum.
