yapmamam gerektiği halde yaptığım ve yapmam gerektiği halde yapmadığım şeyler yüzünden yalnız kaldığım zamanlarda içimin içimi kemirmesi beni kamil bir müslüman olmaya zorluyor. lakin hala bu kıyımın dehşet verici acılarına tanıklık edeceğim suçları işlemeye devam ediyorum. yapmamaya veya yapmaya gücümün olmadığı düşüncesi bir yanılgı mı yoksa ulaşılmaya çalışılan hedefte çekilen kutsal bir çile mi? kendimi basit haz ve isteklerimin kollarına bırakmayacağıma ve daima nefsimle savaşacağıma dair yemin etmeme rağmen istikamet üzere atılacak tek bir adımda dahi ayağımın titriyor olmasına anlam veremiyorum. benle birlikte yaşamaya devam eden fakat bana cahilce düşmanlık taslayan bir parçam irademi her an baltalamaya hazır bir şekilde bekliyor. evet, bu beni yok etmeye and içmiş firavundan başkası değil, farkındayım. belki de kendimi yeterince bilemememden mütevellit bu savaşta nasıl bir strateji izleyeceğimden emin olamıyorum. düşman ordusunu ve kendi ordumu yeterince iyi tanıyamamamın acısını verdiğim kayıplarla çekiyorum. muzaffer bir kumandan olmak için kaç savaş daha kaybetmeliyim?
sükunet ve huzur içinde yapılırsa dünyada da güzellik olur. aksi takdirde ekşi suratlı olursun. etrafında kimse kalmaz. şikayet hiçbir boyutta makbul değil... dedi aziz bir dost.
