kayıt

sezai karakoç

  1. 35
    müstakil gazetedeki şahsi fikrim adlı -gazetedeki en sevdiğim yazardır- yazarın 17 şubat 2016 tarihli yazısında nasıl istismar edildiği anlatılan şair
     
  2. 34
    "Hatay Suriyelilerindir, Diyarbarbakır Suriyelilerindir, Konya Suriyelilerindir, İstanbul Suriyelilerindir. Tıpkı Halep’in, Şam’ın bizim şehirlerimiz olduğu gibi" demiş bir kez daha beni kendine bağlamış yazardır.
    #468882 RuhAdam | 4 yıl önce
     
  3. 33
    sezai karakoç dizelerini insan seccade gibi serer içine.
    "Seni anmak her günkü gök armağanımdır benim"
    #454618 tlhsarac | 5 yıl önce
     
  4. 32
    kendinden birşeyler kattın
    güzelleştirdin ölümü de
    ellerinin içiyle aydınlattın
    ölüm ne demektir anladım

    yer değiştiren ben değildim
    farklılaşan sendin
    sendin bana gelen aynalarla
    sendin bana gelen sendin

    artık ölebilirdim
    bütün istanbul şahidim
    ben kandan elbiseler giydim
    bundan senin haberin var mı
    #453219 tlhsarac | 5 yıl önce
     
  5. 31
    Çocukluğumuz

    Annemin bana öğrettiği ilk kelime
    Allah, şahdamarımdan yakın bana benim içimde

    Annem bana gülü şöyle öğretti
    Gül, Onun, o sonsuz iyilik güneşinin teriydi

    Annem gizli gizli ağlardı dilinde Yunus
    Ağaçlar ağlardı, gök koyulaşırdı, güneş ve ay mahpus

    Babamın uzun kış geceleri hazırladığı cenklerde
    Binmiş gelirdi Ali bir kırata

    Ali ve at, gelip kurtarırdı bizi darağacından
    Asyada, Afrikada, geçmişte gelecekte

    Biz o atın tozuna kapanır ağlardık
    Güneş kaçardı, ay düşerdi, yıldızlar büyürdü

    Çocuklarla oynarken paylaşamazdık Ali rolünü
    Ali güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman

    Ali olmak bir hedef her çocukta

    Babam lambanın ışığında okurdu
    Kaleler kuşatırdık, bir mümin ölse ağlardık
    Fetihlerde bayram yapardık
    İslam bir sevinçti kaplardı içimizi

    Peygamberin günümüzde küçük sahabileri biz çocuklardık
    Bediri, Hayberi, Mekkeyi özlerdik, sabaha kadar uyumazdık

    Mekkenin derin kuyulardan iniltisi gelirdi

    Kediler mangalın altında uyurdu
    Biz küllenmiş ekmekler yerdik razı
    İnanmış adamların övüncüyle
    Sabırla beklerdik geceleri

    Şimdi hiçbirinden eser yok
    Gitti o geceler o cenk kitapları
    Dağıldı kalelerin önündeki askerler
    Çocukluk güzün dökülen yapraklar gibi
    #447499 fındıkkıran | 6 yıl önce
     
  6. 30
    türkiye'de aklıselimle düşünen nadir isimlerden birisi ve şu süreçte, suriye sürecinde yaptığı açıklamaları/uyarıları tekrar hatırlamak gerekiyor kanımca:

    ---- alıntı ----

    Yüzyıldır ve hatta daha fazla zamandan beridir ki bitmeyen tek gündemimiz vardır; O da İslam ülkelerinin ve İslam milletinin dağınıklığıdır. Bu başına gelen en büyük felakettir ve bundan sonra meydana gelen felaketlerde ancak bu felaketin uzantıları ve detayıdır.

    Batı, İslam dünyasına yönelik nihai işgali yapmak ve son darbeyi vurmak peşindedir. Bu durum tehditten de öte yaşadığımız gerçektir.

    .....

    Çözümün sadece silah ve kılıç olduğu doğru değildir. Daima ondan daha güçlü olan bir çözüm vardır ve o çözüm fikirdir. Kılıç dahi fikrin emrindedir. Aksi halde zarar verir.

    Bugün Türkiye çok büyük bir tehdit ile karşı karşıyadır. Şimdiye kadar müslümanların başına gelen zulümlerde hiçbir zaman Batı Türkiye'ye gel sen buna karış dememişti. Tam tersine kendisi işgal ettikten sonra, gel bize destek gücü ver demişti. Afganistan'da Bosna'da böyle oldu. Katliamlar olurken bizi sokmadılar, katliamlar oldu, bitti kendileri girdiler ve destek için çağırdılar.

    ---- alıntı ----

    www.sabah.com.tr/...
    #447486 adamın biri | 6 yıl önce
     
  7. 29
    düşünür olmasa hamur ustası olurmuş. Özellikle denemelerinde bu daha iyi anlaşılıyor. Alıyor bir konuyu koyuyor leğene; biraz benzetme biraz kıyas parçaydı bütündü öyle güzel hazırlıyor ki insanın çiğ çiğ yiyesi geliyor* *.
    #441361 cengaver | 6 yıl önce
     
  8. 28
    son dönemdeki siyasi yorumlarıyla sevenlerini üzen düşünür. kitaplarında baas rejiminin yapay bir rejim oldugunu, yakın bir zamanda yıkılacagını söylerken şimdilerde baasın yıkılış sürecine karşı cıkan acıklamalar yapması, özgürlük mücadelesi veren suriyeli müslümanları komplocu yaklaşımlarla aynı dili kullanarak karalaması beni cok üzmüştü.
    ikinci soku ise çözüm sürecine dair yorumlarında yasadım. türkiye çözüm süreciyle ve yeni anayasayla ulus devlet anlayısında revizyona gitmeye hazırlanırken karakoç ülke bölünücek yorumları yapmıştı. çok sasırdım bir o kadar da üzüldüm. oysa ulus devlet anlayısını sorgulamayı biz ondan öğrenmiştik.
    halen partide konusmalara devam ediyor. daha fazla üzülmemek için kendisini dinlemeyi bıraktım sanırım en iyisi bu.
    #441106 malcolm | 6 yıl önce
     
  9. 27
    "yenilgi,yenilgi büyüyen bir zafer vardır."
    #429157 savaş muhabiri | 7 yıl önce
     
  10. 26
    --- iktibas ---

    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır.
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır.

    --- iktibas ---
     
  11. 25
    Üstad bugün saat 20.30'da Pursaklar Belediyesi Saray kültür merkezinde halka ve basına açık konuşma yapacaktır.
    #422753 eddai | 7 yıl önce
     
  12. 24
    (bkz: islam toplumunun ekonomik strüktürü )
    #410458 eddai | 8 yıl önce
     
  13. 23
    Asosyal olan güzide şair. *
    #400870 zeeent | 8 yıl önce
     
  14. 22
    masal şiiri beni benden alır...



    Doğuda bir baba vardi
    Batı gelmeden önce
    Onun oğullari batıya vardı


    Birinci oğul batı kapılarında
    Büyük törenlerle karşılandı
    Sonra onuruna büyük şölen verdiler
    Söylevler söylediler babanın onuruna
    Gece olup kuştüyü yastıklar arasında
    Oğul masmavi şafağin rüyasında
    Bir karaltı yavaşça tüy gibi daldı içeri
    Öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmediği bir yere
    Baba bunu havanın ansızın kabaran gözyaşından anladı
    Öcünü alsın diye kardeşini yolladı

    İkinci oğul Batı ülkesinde
    Gezerken bir ırmak kıyısında
    Bir kıza rastladı dağların tazeliginde
    Bal arılarının taşıdığı tozlardan
    Ayna hamurundan ay yankısından
    Samanyolu aydınlığından inci korkusundan
    Gül tütününden doğmuş sanki
    Anne doğurmamış da gök doğurmuş onu
    Saçlarını güneş destelemiş
    Yıllarca peşinden koştu onun
    Kavuşamadı ama ona
    Batı bir uçurum gibi girdi aralarına
    Sonra bir kış günü soğuk bir rüzgâr
    Alıp götürdü onu
    Ve ikinci oğulu
    Sivri uçurumların ucunda
    Buldular onulmaz çılgınlıkların avucunda
    Baba yağmurlardan anladı bunu
    Yağmur suları aci ve buruktu
    İşin künhüne varsın diye
    Yolladı üçüncü oğlunu


    Üçüncü oğul Batıda
    Çok aç kaldı ezildi yıkıldı
    Ama bir iş buldu bir gün bir mağazada
    Açlığı gidince kardeşlerini arayacaktı
    Fakat batinin büyüsü ağır bastı
    İş çoktu kardeşlerini aramaya vakit bulamadı
    Sonra büsbütün unuttu onları
    Şef oldu buyruğunda birçok kişi
    Kravat bağlamasını öğrendi geceleri
    Gün geldi mağazası oldu onu parmakla gösterdiler
    Patron oldu ama hala uşaktı
    Ruhunda uşaklık yuva yapmıştı çünkü
    Bir gün bir hemşehrisi onu tanıdı bir gazinoda
    Ondan hesap sordu o da
    Sırf utançtan babasına
    Bir çek gönderdi onunla
    Baba bu kağıdın neye yarayacağını bilemedi
    Yırttı ve oynasınlar diye köpek yavrularına attı
    Bu yüklü çeki
    İyice yaşlanmıştı ama
    Vazgeçmedi koyduğundan kafasına
    Dördüncü oğlunu gönderdi Batıya

    Dördüncü oğul okudu bilgin oldu
    Kendi oymak ve ülkesini
    Kendi görenek ve ülküsünü
    Günü geçmiş bir uygarlığa yordu
    Kendisi bulmuştu gerçek uygarlığı
    Batı bilginleri bunu kutladı
    O da silindi gitti binlercesi gibi
    Baba bunu da öğrendi sihirli tabiat diliyle
    Kara bir süt akmıştı bir gün evin kutlu koyunundan

    Beşinci oğul bir şairdi
    Babanın git demesine gerek kalmadan
    Geldi ve batının ruhunu sezdi
    Büyük şiirler tasarladı trajik ve ağır
    Batının uçarılığına ve doğunun kaderine dair
    Topladı tomarlarını geri dönmek istedi
    Çöllerde tekrar ede ede şiirlerini
    Kum gibi eridi gitti yollarda

    Sıra altıncı oğulda
    O da daha batı kapılarında görünür görünmez
    Alıştırdılar tatlı zehirli sulara
    Içkiler içti
    Kaldırım taşlarını saymaya kalktı
    Ev sokak ayırmadi
    Geceyi gündüzle karıştırdı
    Kendisi de bir gün karıştı karanlıklara

    Baba ölmüştü acısından bu ara

    Yedinci oğul büyümüştü baka baka ağaçlara
    Baharın yazın güzün kışın sırrına ermişti ağaçlarda
    Bir alinyazısı gibiydi kuruyan yapraklar onda
    Bir de o talihini denemek istedi
    Bir şafak vakti Batıya erdi
    En büyük Batı kentinin en büyük meydanında
    Durdu ve tanrıya yakardı önce
    Kendisini değistiremesinler diye
    Sonra ansızın ona bir ilham geldi
    Ve başladı oymaya olduğu yeri
    Başına toplandı ve baktılar Batılılar
    O aldırmadı bakışlara
    Kazdı durmadan kazdı
    Sonra yarı beline kadar girdi çukura
    Kalabalık büyümüş çok büyümüştü
    O zaman dönüp konuştu :
    Batılılar !
    Bilmeden
    Altı oğlunu yuttuğunuz
    Bir babanın yedinci oğluyum ben
    Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden
    Babam öldü acılarından kardeşlerimin
    Ruhunu üzmek istemem babamın
    Gömün beni değiştirmeden
    Doğulu olarak ölmek istiyorum ben
    Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var :
    Karşınızdakini değistirmek
    Beni öldürseniz de çıkmam buradan
    Kemiklerim değişecek toz ve toprak olacak belki
    Fakat değişmeyecek ruhum
    Onu kandırmak için boşuna dil döktüler
    Açlıktan dolayı çıkar diye günlerce beklediler
    O gün gün eridi ama çıkmadı dayandı
    Bu acıdan yer yarıldı gök yarıldı
    O nurdan bir sütuna döndü göğe uzandı
    Batı bu sütunu ortadan kaldırmaktan aciz kaldı
    Hâlâ onu ziyaret ederler şifa bulurlar
    En onulmaz yarası olanlar
    Ta kalblerinden vurulmuş olanlar
    Yüreğinde insanlıktan bir iz tasıyanlar
     
  15. 21
    memleketi diyarbakır'da kendisi adına bir sempozyum düzenlenmiş.

    (www.aksiyon.com.tr/...
    #398851 malcolm | 8 yıl önce