ukde: yonuzzadebu dünyada hayalinin peşinden koşunca kazanamadığın şey. istemediğin hayatı yaşadığında belki kazanırsın.
i̇lkokulda süprizli şeyler yapıp satmıştım sıramda. biraz bir şeyler kazandım ama para kazandığım için hiç sevincim olmadı. i̇lk maaşımı aldığımda da. kendimi kandırmaya çalıştığım vakitler oldu ama... veren el olmak olabilmek belki tek artısı, verirken düşünmemek... ama ne bileyim o bile bir anlam ifade ediyormuş gibi gelmiyor artık. zorlanıyorum ama zorlayamıyorum... terkedilmiş, ot dahi bitmeyen bir köy düşün sözlük. yağmur beklemiyor, insan geçmiyor ve hatta kumlar değerli görüp örtmüyor. i̇smi unutulmuş, cismi dikkat çekmiyor. öyle virane. öyle dağılmış. taş üstünde taşı bile kalmamış. beklemiyor ve beklenmiyor.
fihi ma fihin 46. faslında şöyle buyrulur: "muhakkak allah teala bize kesb ve tahsil-i mal ile emretti. çünkü 'allah yolunda infak ediniz' buyurdu. infak-ı mal ise ancak mal ile mümkündür. binaenaleyh tahsil-i mal ile emretmiş oldu."
insan nefsinden ötürü herhangi bir şeyde "emir, zorunluluk, mecburiyet, sorumluluk..." gibi ifadelerle karşılaşınca tepki gösterir. faydasına zararına bakacak gözü kör olur adeta. insanın aklına gelen "tamam bunu yapıyorum ama niye?!" sorusunun kaynağı olan şeytan ile kalbin cevaplarından tatmin olmayan nefsin hücumuna karşı insan kendisini yalnız ve aciz hisseder. buradaki kördüğüm asıl acziyet hissinin rabbe karşı olacağı yerde nefis-şeytan gibi mahlukata yönlendirilmesidir. insan bu soru-cevap-tatminsizlik-acziyet sarmalından nasıl çıkacak peki?.. evvela gelen soruların kaynağını araştırarak, salimen kendini buna vererek... dost ve düşmanı birbirinden ayırt edemeyen hangi savaşta galip gelebilir ki?.. sonrasında fikrin çoğunun evhamdan ibaret olduğunun ve amele yönelerek evhamı bertaraf edeceğine inanarak... sonrasında amelin neticesinde hasıl olan faydayı nefsin gözüne sokarak... gibi gibi...
insan nefsinden ötürü herhangi bir şeyde "emir, zorunluluk, mecburiyet, sorumluluk..." gibi ifadelerle karşılaşınca tepki gösterir. faydasına zararına bakacak gözü kör olur adeta. insanın aklına gelen "tamam bunu yapıyorum ama niye?!" sorusunun kaynağı olan şeytan ile kalbin cevaplarından tatmin olmayan nefsin hücumuna karşı insan kendisini yalnız ve aciz hisseder. buradaki kördüğüm asıl acziyet hissinin rabbe karşı olacağı yerde nefis-şeytan gibi mahlukata yönlendirilmesidir. insan bu soru-cevap-tatminsizlik-acziyet sarmalından nasıl çıkacak peki?.. evvela gelen soruların kaynağını araştırarak, salimen kendini buna vererek... dost ve düşmanı birbirinden ayırt edemeyen hangi savaşta galip gelebilir ki?.. sonrasında fikrin çoğunun evhamdan ibaret olduğunun ve amele yönelerek evhamı bertaraf edeceğine inanarak... sonrasında amelin neticesinde hasıl olan faydayı nefsin gözüne sokarak... gibi gibi...
ilk paranı kazandıktan sonra meselenin para kazanma olmadığını anlamak.
