balkanlardaki ilginç yerlerden birisi. vardar nehri/taş köprü ile ikiye bölünüyor. sanki iki farklı dünya varmış gibi. bir tarafta şirin camiler, osmanlı han, hamam ve medreseleri; diğer tarafta kiliseler, heykeller, müzeler ve kafeler... osmanlı bakiyesinin en yoğun hissedildiği yerlerden birisi burası galiba. müslüman tarafında halen osmanlı camilerinde türkçe hutbe okunuyor, birçok osmanlı eseri ayakta. osmanlı'nın vizyonunu buralarda aramak lazım. bu kadar geniş toprakları almak, idare etmek, müslümanlığı oralara götürmek ve bir medeniyet inşa etmek. hayran olmamak elde değil. bugün ıssız bir makedon köyünde bir bebeğin kulağına hala ezan okunuyorsa bunda en büyük pay osmanlılarındır. buralarda her allah ismi anıldığında onlar da hissedar oluyorlardır allah-u alem, ne muazzam bir servet...
fakat diğer taraf hristiyan kimliğini ön plana çıkarmak için elinden geleni yapıyor. şehrin her tarafından görülen devasa bir haç ve yüzlerce heykel karşı tarafı kocaman bir açıkhava puthanesine çevirmiş. 500 yıl müslümanların idaresi altında kalan bu memlekette bu manzarayı görmek insanın içini acıtmıyor değil. zaten buraları görmeden osmanlı'yı anlamak da mümkün değil. osmanlı yıkılışına kadar hep bir balkan devleti olarak kaldı. osmanlı aydınlarının ekserisi vatan deyince anadolu'yu değil ilk önce balkanlar'ı tahayyül ediyordu. buraların elden çıkmasından sonra hissedilen hayal kırıklığı, çaresizlik, tükenmişlik tahmin edilebilir. ne diyor üsküplü yahya kemal: ne yazık, doğmuyoruz şimdi o topraklarda
fakat diğer taraf hristiyan kimliğini ön plana çıkarmak için elinden geleni yapıyor. şehrin her tarafından görülen devasa bir haç ve yüzlerce heykel karşı tarafı kocaman bir açıkhava puthanesine çevirmiş. 500 yıl müslümanların idaresi altında kalan bu memlekette bu manzarayı görmek insanın içini acıtmıyor değil. zaten buraları görmeden osmanlı'yı anlamak da mümkün değil. osmanlı yıkılışına kadar hep bir balkan devleti olarak kaldı. osmanlı aydınlarının ekserisi vatan deyince anadolu'yu değil ilk önce balkanlar'ı tahayyül ediyordu. buraların elden çıkmasından sonra hissedilen hayal kırıklığı, çaresizlik, tükenmişlik tahmin edilebilir. ne diyor üsküplü yahya kemal: ne yazık, doğmuyoruz şimdi o topraklarda
