aile sadece mal olarak zengin olup manevi fakirse at çöpe gitsin. ama dini olarak da şuurlu bir aileyse, kaliteliyse işte muhteşem bir olay.
i̇mkanlar ve kaliteli çevre geniş olurdu. muhtemelen daha iyi okullarda okumuş, çok yer gezmiş olurdum. finansal okur yazarlığım iyi olurdu. ailem ticaretle uğraşıyorsa ticari bir zekaya sahip olurdum. büyüyüp güzel arabalara biner, gezer dururdum. ve muhtemelen iyi de bir üniversiteye gidiyor olurdum.
beyin fırtınası yapıyoruz. bu kadar imkanın içinde canım serserilik yapmak ister benim. mesela hız yapmak, birilerini gıcık etmek gibi, göz önünde olmak vs vs nefis devreye giriyor
i̇şte burada meşguliyet beni bunlardan korur. ailem sorumluluk verecek, olgun insanlarla beraber olmam için yol açacak, beni manevi olarak besleneceğim meclislere götürecek ki bende "ne gerek var saçma sapan işlere" deyip boş işlerle uğraşmayacağım.
ama 19'dan sonra kafamda bir şeyleri mukayese edip sanki ailemle var olmuş gibi hissederim. bu da kendimi yetersiz, onlara bağlı, onlar olmasa başarısız olacakmışım gibi hissettirir. i̇şte bu noktada bir şeyleri başarmak için harekete geçme, kendini gerçekleştirme zamanı. onların etkisinin az, benim çabamın yüksek olduğu işleri başarmaya gayret ederim. başarırsam güzel, başaramazsam orada ciddi bir ayrım var hayatın geri kalanıyla ilgili olumsuz etkiler olabilir.
sonra evlilik filan. o da ayrı bir olay. aklıma bir sürü vesvese gelir "bu adam ya bana değil de parama ilgi gösteriyorsa" gibi gibi. adam zenginse de zenginliğine zenginlik ve çevre katmak istiyor olabilir. ama adam maddi olarak o kadar iyi olmayan bir ailedense bu sefer ya benim ailem adama burun kıvırırsa. adam düzgünse ailemi yola getirmeye çalışırım.
yoruldum olasılıkları düşünürken. allah zenginliğin de hayırlısını versin. bu da böyle bir beyin fırtınası oldu.
i̇mkanlar ve kaliteli çevre geniş olurdu. muhtemelen daha iyi okullarda okumuş, çok yer gezmiş olurdum. finansal okur yazarlığım iyi olurdu. ailem ticaretle uğraşıyorsa ticari bir zekaya sahip olurdum. büyüyüp güzel arabalara biner, gezer dururdum. ve muhtemelen iyi de bir üniversiteye gidiyor olurdum.
beyin fırtınası yapıyoruz. bu kadar imkanın içinde canım serserilik yapmak ister benim. mesela hız yapmak, birilerini gıcık etmek gibi, göz önünde olmak vs vs nefis devreye giriyor
i̇şte burada meşguliyet beni bunlardan korur. ailem sorumluluk verecek, olgun insanlarla beraber olmam için yol açacak, beni manevi olarak besleneceğim meclislere götürecek ki bende "ne gerek var saçma sapan işlere" deyip boş işlerle uğraşmayacağım.
ama 19'dan sonra kafamda bir şeyleri mukayese edip sanki ailemle var olmuş gibi hissederim. bu da kendimi yetersiz, onlara bağlı, onlar olmasa başarısız olacakmışım gibi hissettirir. i̇şte bu noktada bir şeyleri başarmak için harekete geçme, kendini gerçekleştirme zamanı. onların etkisinin az, benim çabamın yüksek olduğu işleri başarmaya gayret ederim. başarırsam güzel, başaramazsam orada ciddi bir ayrım var hayatın geri kalanıyla ilgili olumsuz etkiler olabilir.
sonra evlilik filan. o da ayrı bir olay. aklıma bir sürü vesvese gelir "bu adam ya bana değil de parama ilgi gösteriyorsa" gibi gibi. adam zenginse de zenginliğine zenginlik ve çevre katmak istiyor olabilir. ama adam maddi olarak o kadar iyi olmayan bir ailedense bu sefer ya benim ailem adama burun kıvırırsa. adam düzgünse ailemi yola getirmeye çalışırım.
yoruldum olasılıkları düşünürken. allah zenginliğin de hayırlısını versin. bu da böyle bir beyin fırtınası oldu.
