kitap okumayan yazar – dertli sözlük
gayet olabilir bir nesne olup; yazma eyleminin; başkalarının yazdıklarını geri dönüştürmekten ibaret olmayabileceğini kanıtlamaktadır. misalleri çoktur: "harikalar diyarı hind" isimli bir kitap kaleme alan büzürg bin şehriyar isimli gemici, eserini kitap okuyarak değil, kendi anıları ve tanıdıklarının bir kısım anlatılarını derleyerek oluşturmuştur mesela.
tecrübe, gözlem yeteneği, empati, hayal gücü ilh... gibi pek çok özellik bu tip yazarlara yakıt olabilmektedir. şahsen böyle de yazabilmeyi dileyenlerdenimdir. lakin değilimdir.
yazmak sadece okuduğunu harmanlayıp yazmak demek değildir fakat tecrübe, gözlem yeteneği, empati, hayal gücü gibi pek çok özelliğe sahip olsanız da bunları başarılı bir şekilde yazıya dökme yeteneği kazanmak için kitap okumak gereklidir. dolayısıyla öyle ya da böyle kasmadan okumalı insanoğlu.
yazdıklarının okunulası tarafı ekser ihtimalle az olan 'hâl' değil 'kâl' ehli. yahut da az bir ihtimalle okumasına lüzum olmayacak denli kabiliyet ve tecrübede ender şahıs. belki de kitapların gereksiz kalabalığından (!) internetin engin ve pratik deryalarında sörf yapmak suretiyle kurtulmuş ve ufka ermiş bilgi çağı bilirkişisi.
necip fazıl' a sorarlar, üstad hep yazıyorsun da hiç okuduğunu görmedik diye... üstad cevap verir siz hiç süt içen inek gördünüz mü?
necip fazılın inekler süt içmez diye açıkladığı durum.
lakin inek ot yemezse de süt veremez zannımca...
üstadın bu sözü getirin o kafiri yakalım o zaman sözü gibi her ne kadar kulağa hoş gelse tebessüm ettirse de içe sinmeyen sözlerindendir.
necip fazıl'ın sözünden yola çıkarsak inekler kendi sütlerini içmezler belki ama süt verecek kıvama gelinceye kadar sütle beslenirler.hem de normal bir sütle değil allah'ın annelerine lutfettiği özel bir sütle.zamanları gelince de kendileri süt vermeye başlarlar.yani hamken yanılmaz önce pişmek gerek.
belirli bir düşünce seviyesine gelen mütefekkir için olması gerekendir. zira artık beyninde şimşekler çaktıran düşünceler buna müsaade etmeyecektir ya da okuduğu her düşünce kalıbının aslında beyninde çakışan düşüncelerin bir özeti olduğunu görecektir. bir mütefekkir, roman ya da öykü okumayacağı için (*), haliyle yadsınamaycak önerme. ya tefsir, hadis, tasavvuf gibi ilmi kitaplar okur ya da kur'an okur. bir mütefekkirin bunlar haricinde okuyacağı birşey yoktur.
-her ne kadar az kitap okuyan bir ülke olduğumuz söylense de-
kişi başına onlarca kitabın ve dahi binlerce makalenin düştüğü bir dünyada, sayıları oldukça çoktur bu tip yazarların.
hepimiz yazarız, hiçbirimiz okumayız.
okumalarımızın da kaçta kaçı hakikate kapı aralıyor? tartışılır.

hülasa;
sayısı çoktur.