kayıt

ihvan-ı müslimini ortadoğudan silme politikası

  1. 2
    Öncelikle, İhvan-ı Müslimin'in tarihini ve bugününü iyi bimemiz doğrultusunda ancak yorum yapabileceğimiz başlıktır ki, ilk yorumda üzülerek söylüyorum ki bunu göremiyoruz.

    Bugün Müslümanlar Arap Baharı adı altında olan bir takım yönetimin devir-teslim olaylarını büyük şenlikler ile kutlamaktadırlar. Buna herkes şahit ve aksini iddia etmek gülünç olur. Peki niye? Bu curcuna neyin nesi? Tunus'da cereyan eden ve demokratlar için güzel bir şekilde neticelenen Yasemin Devrimi ki devrimdir, bir "İNKILÂP" değildir, bize sonucunda ne olduğunu sordurtmalıdır...

    Sözü kısa tutacağım...

    Bugün Tunus'tan başlayarak bir domino taşı etkisiyle teker teker Arap ülkelerinin diktatörlerini deviren ve demokrasinin önünü açan devrimler, ne amaçla cereyan etmiştir ve sonucunda ne olmuştur ki Müslümanlar sevinmiş, hatta Filistin'e giden tünelleri kapatıp, İslâmcı değil, demokrat bir Reis-i Cumhur olduğunu en başından belirten Mursî için sokaklarda sabahlar olmuştur... Böylesine genel bir soru altında, bütün bu olup bitenlerin cevabını bulmamız gerekir.

    1- Müslümanların bu olayları böylesine bir coşku ile karşılamaları elbette doğal ancak yanlış. Neden mi? Uzun süre Mısır'da bulunan ve El Ezher Üniversitesi'nde görev alan bir ahbabım ile henüz Mübarek aleyhinde konuşmanın dahi suç olduğu, hatta aleyhinde konuşmaktan korkulduğu günlerde bana "En fazla 5 sene... Mübarek gidici... Hemde muazzam bir şekilde gidici..." demesi beni şaşırtmış, bugüne kadar elle tutulur bir "FİKİR" ortaya koyamayan Arap milletinin nasıl olur da Mısır topraklarına kök salmış olan Mübarek'i devireceği düşüncesi dahi tüylerimi ürpertmişti. Bugün Mısır'a bakın... Ne oluyor? İdrak dahi edemiyoruz... Dün Mübarek'i darbe ile geldi diye şutlayan halk, bugün Tahrir Meydanı'nda Mursî'nin gidişini ve Mursî'nin adam seçimindeki en büyük acziyeti olarak gözlerimizin önünde duran, bir zamanlar kendi elleriyle Genelkurmay Başkanı olarak atadığı Sisi'nin ve yandaşlarının darbesini havai fişek gösterileri ile kutlayan bu halk, fikirsizliğin dibine vurmuş durumda. Benim yazdıklarımdan "NECİ!" olduğumu bilenler vardır sözlükte... Ben Mısır'ın şu haliyle diyorum ki, en kötüsünden bir Komünizma'ya inansaydılar dahi, bugün Sisi'nin adını dahi anmıyor olacaktık. Her şeyin başı FİKİR!

    2- Bugün gerek Tunus, gerek Libya, gerek Mısır... Zaten başka bir ülkede herhangi bir devrim hareketi neticelenmiş değil ve Suriye'nin ardından sadece İran'da bir takım hareketler olabilir. Zira, başta Suudi Arabistan olmak üzere bir çok Arap ülkesi, insanlarını para karşılığı susturacaktır ki bu da fikirsizliğin, hatta şuursuzluğun en berbat derecesidir! Suriye'de ne oldu? Bir heves ile başlayan bu hareketler, bırakın Suriye'nin bölünmesini, bölge ülkeleri, en başta Türkiye'yi tehdit eder oldu. Peki tehdit eden kim? Niye tehdit ediyor? Cevap veremiyoruz. Tamamen heves. Biz halkız, yaparız, olur zihniyeti, çok yanlış anlaşılmış bir durumda ve gittikçe... neyse...

    İyi ki sözü kısa tutacağım dedim...

    Bugün İhvan-ı Müslimin, Türkiye'deki Komünizma savunucusu siyasî partileri gibi bir hal almıştır ve bırakın Ortadoğu'yu, Mısır'ı dahi kurtaracak bir gücü yoktur ki, kendi elleriyle Genelkurmay Başkanı seçtikleri adamın, kendilerine yaptıkları ve bütün bu olup bitene karşı sessiz sedasız izlemelerine hepimiz şahit olduk.

    İhvan-ı Müslimin, Seyyid Kutub'tan bu yana, sadece şehitleri üzerinden pirim yapmış ve artık yarınlarına dair plan yapacak gücü dahi kalmamıştır.

    Şu halde İhvan-ı Müslimin, her türlü İslâmî hareketi kendisine düşman gören Emperyalist güçler için bir tehlike arz etmemekte.
     
  2. tümünü gör