kayıt

onlar sözü dinlerler ve en güzeline tabi olurlar

  1. 1
    kendilerine hidayet verilmiş, ve akıl temizliğini (berraklığını) koruyabilmiş insanların özelliği.
    zümer suresi, 18. ayette rabbimizin bizlere çizdiği hedef.

    "Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da tam gönülle Allah'a yönelenlere gelince, müjde onlaradır. Haydi müjdele kullarımı." (zümer-17)
    "o kullarımı ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıllılar da onlardır." (zümer-18)

    onlar; kimseyi yaftalamazlar, kim olursa olsun, evvela dinlerler, kimliğe ve kitleye bakmazlar. sözü dinler ve en iyisi, en doğrusu, en güzeli (ayette geçen ahsen kelimesi bu üç manayı da kapsar) hangisiyse ona tabi olurlar.
    partizanlık ve taassup bu kimselerde yoktur.

    böyle bir tavra sahip olmak, günümüzde çok zor.
    tavrımızın bu çizgide olmasını ve bu çizgide insanlarla bir arada bulunmayı rabbimizden dileriz.

    ilave;
    sözlerin en güzeli allah kelamı kur'andır.
    ayeti bu manayla da okumak gerek.
    #436239 sır | 7 yıl önce
     
  2. 2
    اَلَّذ۪ينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ هَدٰيهُمُ اللّٰهُ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ

    zumer - 18

    tahlil (el ılmu ındellah):

    ellezine: vellezine ye nazaran ellezinenin tercihi bir güruhun örnek vaziyetine dikkat çekmektir, münferid düşündürmektir. ellezinenin ülaikeye tercihi yeni bir halden misal getirmektir.

    yestemiune: ''y'' fiil-i müzaridir, geniş zamanı ifade ediyor, her hangi hal ve durumda olursa olsun istima'ya yani dinlemeye devam ederler, daima dinlerler. ''yesme' ye nazaran ''yestemi''' nin tercihi;
    -dinlenilen şeyin bir disiplin-yönerge içerisinde dinlenildiğine işarettir, filtreli bir dinleyiştir
    -dinlenilen şeyin duyum gibi kulağa gelmiş ve kayıtsız kalınabilecek birşey olmadığı, dinleme işinin bir vazife olduğuna işarettir
    yestemiun şeklinde gaybi bırakmayıp yestamiune denilmesi, üzerine alınarak bir dinleme ve muhatab merkezli bir dinlemeye işarettir.

    el takısının -magabliyle alakası : iltiyam maksadıyla kullanılmıştır, her ne kadar dinlenilenin hüviyeti yok sayılmadan dinlenecekse de, dinlenilen kişiden ziyade dinlenilen sözün esas tutulmasına işarettir
    el takısının -mabadiyle alakası: dinlenilen sözün dinleme işinin dairesini çizdiğine, dinlenilen söze filtreler nazarından değil, söz tarafından bakılmasının lüzumuna işarettir

    gavl: kelimesinin kelam kelimesine tercihi;
    -söylenti şeklinde ve beynennas meseleler dahi olsa dinlenilmesi lüzumuna işaret etmektir,
    -özlü ve kitabi olmayadabilir, velev bir aminin ağzından çıkmış bir söz olsa bile'' manasını işarettir
    -söylenen sözün bir fikrin ürünü olmadan, şahsa nisbet edilerek dinlenilmesi lüzumuna işarettir

    gavle nin gavlü ye veya gavlun a tercihi, söylenilen sözün kendisine söylenilmiş olması, muhatab olmadıça dahil olunmamasına işarettir

    fe: nin istimali; ittibanın, ittiba edeceğin dahli şeklinde bir tebaiyet olduğuna işarettir.
    fe nin bi ye tercihi, ittibaın manasını tekmil, bir teslim ve duhul şeklinde bir vaziyet alınmasına işarettir
    fe nin li ye tercihi, söz ile tam iltiyami bir kaynaşma değil, ama onun dairesindende hariç değil manasında haddi vasati olan sırat-ı müstakimi işarettir, hem şeriat esasatını, yahut üssül esası terk etmeden bir duhule işarettir

    yettebiu: daki y fiil-i muzari olan geniş zamandır, ittibanın devamının istilzam edildiğine işarettir

    ittiba: ittibanın inkıyada tercihi; ameli bir tebaiyete ve sadece sözü kabul edip takdir etmekle kalmamanın lüzumuna işarettir.
    ittiba: nın iltihaka tercihi; fe-nin li ye tercihi gibidir, yani üssul esası unutmadan teslimiyettir.

    yettebiun: un yettebiu'ya tercihi; meçhuliyetin bir haddi olduğuna işarettir
    yettebiune: demesi ittibanın ucunun şahıs hattına kadar açık olduğuna işarettir, enfusi nazarı ve lüzumları istilzam ettiriyor.

    ehseneh: elif vücubu ifade ediyor, sözlerin en güzelini işaret ediyor
    ahsen: in tercihi güzelliğin nazari olduğuna işareten, sence güzeline tabi ol diye işaret ediyor
    ahsenehu: teki hu zamiri, başkalarının güzel anlayışını da kayda al öyle bak, sadece kendi güzellik ölçülerinle bakma diye işaret eder
    ahsenetun: diye kasr edilmezse, güzellik anlayışlarını ara bul, bu güzellik anlayışları içerisinde de en güzelini yarıştır ve bul manasını işaret ediyor.

    hayli yorgun olduğumdan ve zihnim müsaade etmediğinden devamını başka vakte talik ederek buraya yani اَلَّذ۪ينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُۜ kadar neticten meali:

    ''Öyleleri vardır ki, onların bu hali size hürmete layık bir misaldir: onlar söyleyenin makamı yüzünden dinlememezlik yapmadan ve söyleyenin şahsına da büsbütün kayıtsız kalmaksızın, muhatabın vaziyetini değerlendirerek, herkes içinde söylenmekle birlikte kendisi muhatab alınarak söylenen sözleri, üssul esas bildikleri kaideleri unutmaksızın, bu kaidelerinde mihengine vurarak, fakat bunu insaf ve merhametle yaparak, bir vazife ve lüzum bilincinde bu sözleri dinlerler. Onlar bu sözlerin hem kendi nazariyelerinde hemde ortak aklın ve telahuk-u efkar olan güzellik bilinciyle en güzel olanını tedkik ederler ve üssul esas bildikleri temel kaidelerini unutmaksızın bu sözlere tabi olurlar. Bu tebaiyetleri bir çeşit teslimiyettir. Onların bu hali gelip geçici değil her an böyle bir hal içindedirler.''

    #481595 eren | 2 ay önce
     
  3. 3
    Alimler.