katre katre yağan dertler sizi sırılsıklam yapmışsa, üzüntünüz, kederiniz sizi çıkmaz bir sokağa sürüklemişse, aklınız karışmışsa gönül pusulanızı kaybetmişseniz, mevlana hazretlerinin şu şiiri size bir nebze merhem olur:
la tahzen şiiri, mevlâna celâleddin
üzülme!
i̇nsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!
rahman, “ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
o halde ne diye üzülürsün ey can?
gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
gece gibi kapkaranlık nefsini yak!
“derdim var” diyorsun;
dert insanı hak’ka götüren burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.
sanma ki dert sadece sende var.
şunu bil ki; sendeki derdi nimet sayanlar da var.
umudunu yıkma; yusuf’u hatırla.
dert nerede ise deva oraya gider.
yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
soru nerede ise cevap oraya verilir.
gemi nerede ise su oradadır.
suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
ama sen bunun farkında bile değilsin.
derdin ne olursa olsun korkma!
yeter ki umudun allah olsun.
herkes bir şeye güvenirken;
senin güvencen de allah olsun.
hiçbir günah, allah’ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
sen yine de günah işlememeye bak!
lâ tahzen! (üzülme!)
derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi…
ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla,
dilersen hiç konuşma…
o seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
dua ederken o’na kırık bir gönülle el kaldır.
çünkü allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin, ey can?
belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.
her nereden gam kervanı gelse de.
aşk derdinde olan kişi;
baş derdinde değildir…
(karakter sınırı nedeniyle şiirin tamamı paylaşılamamıştır)
la tahzen şiiri, mevlâna celâleddin
üzülme!
i̇nsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!
rahman, “ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
o halde ne diye üzülürsün ey can?
gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
gece gibi kapkaranlık nefsini yak!
“derdim var” diyorsun;
dert insanı hak’ka götüren burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.
sanma ki dert sadece sende var.
şunu bil ki; sendeki derdi nimet sayanlar da var.
umudunu yıkma; yusuf’u hatırla.
dert nerede ise deva oraya gider.
yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
soru nerede ise cevap oraya verilir.
gemi nerede ise su oradadır.
suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
ama sen bunun farkında bile değilsin.
derdin ne olursa olsun korkma!
yeter ki umudun allah olsun.
herkes bir şeye güvenirken;
senin güvencen de allah olsun.
hiçbir günah, allah’ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
sen yine de günah işlememeye bak!
lâ tahzen! (üzülme!)
derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi…
ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla,
dilersen hiç konuşma…
o seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
dua ederken o’na kırık bir gönülle el kaldır.
çünkü allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin, ey can?
belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.
her nereden gam kervanı gelse de.
aşk derdinde olan kişi;
baş derdinde değildir…
(karakter sınırı nedeniyle şiirin tamamı paylaşılamamıştır)
