kayıt

nihat genç

  1. 1
    bir dönem en çok takip ettiğim isimlerdendi. lakin yapmış olduğu yanlışından dolayı ve son dönemlerde ki konuşmalarından dolayı itibarını kaybetmiştir. kendi tabiri ile "müslüman ama dinci" değil. erbakan hocayı erbilde cuma namazı kılardı diye över lakin kendisinin kaç kez selimiye'de ya da sultan ahmet'de cuma namazı kıldığı merak konusudur.
    #10497 kara kalem | 10 yıl önce
     
  2. 2
    çete'nin diğer elemanı.

    (bkz: hakan albayrak)
    #10499 nuhungemisi | 10 yıl önce
     
  3. 3
    ulusalcılık dalgasında boğulmuştur, şimdilerde fuat saka ile gazino disko gibi mekanlarda görülmektedir.
    #10502 fikirbabası | 10 yıl önce
     
  4. 4
    program başı ort 1,79 defa ağlama krizine girer.
    #10503 formulacı | 10 yıl önce
     
  5. 5
    kendine has jargonu ile hükümete karşı agresif insanların beğenisini hiç kaybetmeyen bir isim.
    #10505 kara kalem | 10 yıl önce
     
  6. 6
    veryansın demekle yetinen pek haz etmediğim halde dinlemekten vazgeçemediğim,ne diyor bakalım diyerek kulak verdiğim kitapları programından daha bi hoş olan muhalefet insan ama zaman zaman doğru sözleri de yok değil.
    #10541 muhayyel | 10 yıl önce
     
  7. 7
    referandum sonucu evet çıkınca oda tv'de yayınladığı bir yazısında bırakıyorum deyip yazarlığa veda etmiş. çokta tın bizim için. ama ulusalcılar en formda adamlarını kaybetti yazık oldu onlara. nihat genç zaten kendine bir yer bulur gider.
    #17691 kara kalem | 10 yıl önce
     
  8. 8
    aşk coğrafyasında konuşmalar kitabı güzeldir.trabzonlu ve ulusalcı bir gazeteci.
    #21872 simurg | 10 yıl önce
     
  9. 9
    odatv yazarı.
    #34339 zerre | 9 yıl önce
     
  10. 10
    (bkz: küfürlü konuşmayı maharet sanmak)
    #399611 zübdeialem | 8 yıl önce
     
  11. 11
    Necmettin Erbakan’ın vefatı hepimizi derinden üzmüştür, Milli Görüş camiasının ve
    milletimizin başı sağolsun.
    İlk gençlik yıllarında komikliğe vurup hatta dalga geçtiğimiz Erbakan’ın dünya
    siyasetindeki yerinin ne olduğunu anlayıp şahsından özür dilememiz için 28 Şubat sürecinden
    bugüne gelişmelere şahit olmalıymışız..
    28 Şubat demek biraz da D 8, demek.. D 8, Milli Görüş’ün dış politikası demek, yani,
    Müslüman ülkelerin kendi aralarında yakınlaşması. Doğu Konferansı adıyla onlarca aydınla
    bir sivil örgüt kurup etrafımızdaki Müslüman ülkelerin siyasi ve sivil kuruluşlarını tek tek yüz
    yüze ayaklarına gidip tanımaya başladığımızda ilk dikkatimi çeken şuydu, nereye gitsek, bize
    Erbakan’ı ve D 8’i soruyorlardı..
    28 Şubat’ın Çevik Bir’leri, sözde laiklik bahaneleri ileri sürüyorlardı ama asıl arkadaki
    tezgah, Müslüman ülkelerin batıya rağmen ve batıya karşı birbirleriyle yakınlaşmasının
    Erbakan’la bir fikir ve bir siyasi eylem’e dönüşmesi korkusuydu..
    Erbakan devrilip partisi yerle bir edildikten sonra Amerika’nın ilk yaptığı da, bu
    topraklarda ‘müslüman oyların’ gücünü görüp Türkiye’de, ve şimdi görüyoruz ki Orta-
    Doğu’da bu Müslüman siyasi ve sivil yapılarla yeni ve ılımlı ama tamamen başka bir dünya
    inşa etmek.
    Başardılar, Milli Görüş’ten koparttıkları tam anlamıyla milli görüş’ün karnını yarararak D
    8’i başka şekilde hayata sokacak bir ‘ılımlı islam’ politikasını devreye soktular..
    Fikir Erbakan’ındı, bu fikri torniston yani ters düz edip bu fikrin yerli ve anti-emparyalist
    yüzünü yok edip yepyeni kendi ifadeleriyle ileri demokrasi, özgürlükçü, ılımlı ve BOP Eş
    Başkanlığı gibi bambaşka bir ‘elbise’ diktiler.
    Eş Başkanlığa soyunan kendi evlatlarına karşı Erbakan Hoca ne söylesin, kitlesini de
    üzmemek için tabii ki bir ‘nezaket’ dili kullanıyordu, ancak, birebir görüştüğünüzde, Erbakan
    Hoca Tayyip Erdoğan ve şürekası için akıl almaz ‘siyonist işbirliği’ gibi laflar söylüyordu.
    Bundan üç dört ay kadar önce Erbakan hocayla görüştüğümüzde, militan mücahid dava
    adamı öğretmenliğinden hiç yorulmayan bir inadla bizlere tek tek tarihler vererek olayları
    işaret ederek işaretlediği kitapların sayfalarını açarak, batının, Amerika’nın ve Siyonistlerin
    AKP’yi içerden kuşattığını ve Müslüman alemin başına çorap örmeye başladıklarını
    anlatıyordu..
    Yani, yerli, milli, anti emperyalist Erbakan Hoca’nın ‘milli görüş’ü gitmiş yerine batıyla
    her türlü işbirliğine girmiş ve millilikten yerlilikten ve anti emperyalist lafından iğrenerek
    konuşan bambaşka bir siyasi yapılanma gelmişti.
    28 Şubat sürecinde hocanın başında Amerikan darbesi kırılırken kendisine gidip, hocam,
    İslamcı, solcu, ocu bucu fark etmiyor, milli ve anti emperyalist ne varsa parçalıyorlar deyip
    bir nevi özür beyanında konuşmuştum..
    Şimdi bir özür daha dilemeliyim, çünkü, Tayyip ve şürekası ilk sahne aldığında bizlere
    hiç birimizin ağza almaya cesaret edemeyeceği uluslar arası bir tezgahtan bahsediyordu,
    bizler ‘hoca biraz abartıyor, ileri gidiyor’ intibaı bırakıyordu, işte son günlerdeki siyasi
    olaylar, hocayı doğruladı ve çok abartılı konuşuyor diye arkadaş arasında eleştirdiğimiz
    Necmettin Erbakan yine haklı çıkmıştı, seyredin işte ‘milli’ olan şey İslam dünyasında
    nasıl ‘ılımlı’ bir işbirliğine dönüştürüldü..
    Hoca’dan sonra ‘milli görüş’ ne olur bilmem, ama Milli Görüş’ün başına ne geldiyse,
    milli ve anti emperyalist siyaseti yüzünden geldi, bugün, tüm İslam dünyasında ‘milli ve anti-
    emperyalist’ bir fikir bulmak imkansız kadar zor..
    Bu zorluk artık sadece yıpratılmış dağıtılmaya yüz tutmuş birkaç yüzbin Milli
    Görüşçü’nün derdi değil..
    Sağcı solcu ilerici gerici adı ne olursa olsun artık bu topraklarda en imkansız siyaset,
    yerli, milli ve anti emperyalist bir siyaset, üstelik, yerli milli ve anti emperyalist bir siyaseti
    bu topraklardan kazımakla yok etmekle görevli olanlar, Tayyip Erdoğan ve şürekası, iş
    başındayken.. Bush’la at pazarlığı yapanların şimdi kendini Fatih’in evladı gibi görmüş ve
    hep Fatih’in evladı gibi konuşmuş bir liderin cenazesine hangi yüzle katılacak, bilmiyorum..
    Milli Görüş’teki arkadaşlarım, hepinizin değil HEPİMİZİN başı sağolsun.. Ve siz biz
    hepimiz acıyla kahrolarak yaşayarak tecrübe ettik ki 12 Eylül, 28 Şubat ve bugünlerin
    Ergenekon tutuklamaları, hepsi aynı el’in tezgahı, bir gün sizin bir gün bizim başımıza iniyor..
    Gerçek bir güzelliğimiz var, toprağımız ve bağımsızlığı, yakın tarihin işkencehanelerinde
    acı çeken ağlayan kahrolan herkes artık uyansın, her birimiz her birimizin her yaprağına
    titremeliyiz.
    #475639 Erbakanı Sani | 3 yıl önce
     
  12. 12
    Yer yer katılmadığım ve pek bilinmeyen harika bir konuşması vardır. 2011'de bunları söylemek yürek isterdi...
    youtu.be/...
    #482039 dert etme dua et | 7 gün önce