"ey insanlar! şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. allah katında en değerli olanınız, o’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. şüphesiz allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır."
o kadar muazzam bir ayettir ki, çokça düşünülmesi ve mütâla edilmesi gerekir.
önceki ayetlerde hitap hep müminlere "ey iman edenler" ile başlarken, bu ayet tüm insanlığı muhatap alarak "ey insanlar" hitabıyla başlamıştır.
buna göre mana şudur: ey insanoğlu! şüphesiz sizi bir asıldan, yani adem ve havva'dan yarattık. o halde soyunuz aynı olduğu için siz eşitsiniz. bir ana ve bir babadan meydana geldiğiniz için soylarınız ile övünmeye mahal yoktur. dolayısıyla bu konuda herkes müsavidir. o halde birbiriniz ile alay etmeniz ve birbirinizi ayıplamanız doğru değildir. siz soy itibariyle kardeşsiniz.
birbirinizi bilmezlikten gelmeniz ve birbirinize muhalefet etmeniz için değil sizi birbirinizle tanışasınız diye milletler ve onun bir alt birimi olan kabileler halinde yarattık. ayette kastedilen mana şudur: allah tealâ sizi tanışmanız için yaratmıştır; soylar ile övünmeniz için değil. zira aranızda üstünlük ölçüsü ancak takvadır. öyleyse kim takva sıfatıyla muttasıf olursa en değerli, en üstün ve en şerefli olan ancak odur.
hele hele ki "güven, konfor ve huzur içinde yaşama"yı bir ırka bağlamak, bir müslümana asla ama asla yakışmayacak bir düşüncedir. o müslüman; imanın, kaza ve kaderin ve birçok itikadi meselenin özünü tam olarak anlayamamıştır. i̇slam en üstündür. bunu hakkıyla kavrayan kalp ve beyin, i̇slam'ın yanına hiçbir kelime veya harfi eklemez üstünlük için. osmanlı da eklenemez i̇slam'ın yanına, türk de eklenemez veya herhangi başka bir şey de. çünkü bizler (*) en üstün olanın türk değil, en üstün olanın i̇slam olduğuna iman ediyoruz (*).
ırkları tamamen de yok saymak bir cehalettir. ırklar konusundaki tavrımız "evet, ırklarımız var, ailelerimiz var ama adem’in çocuklarıyız. adem de topraktandır. bu kadar." olmalıdır. bunun gerisi yoktur. bunun gerisi müslümana yakışmamaktadır.
o kadar muazzam bir ayettir ki, çokça düşünülmesi ve mütâla edilmesi gerekir.
önceki ayetlerde hitap hep müminlere "ey iman edenler" ile başlarken, bu ayet tüm insanlığı muhatap alarak "ey insanlar" hitabıyla başlamıştır.
buna göre mana şudur: ey insanoğlu! şüphesiz sizi bir asıldan, yani adem ve havva'dan yarattık. o halde soyunuz aynı olduğu için siz eşitsiniz. bir ana ve bir babadan meydana geldiğiniz için soylarınız ile övünmeye mahal yoktur. dolayısıyla bu konuda herkes müsavidir. o halde birbiriniz ile alay etmeniz ve birbirinizi ayıplamanız doğru değildir. siz soy itibariyle kardeşsiniz.
birbirinizi bilmezlikten gelmeniz ve birbirinize muhalefet etmeniz için değil sizi birbirinizle tanışasınız diye milletler ve onun bir alt birimi olan kabileler halinde yarattık. ayette kastedilen mana şudur: allah tealâ sizi tanışmanız için yaratmıştır; soylar ile övünmeniz için değil. zira aranızda üstünlük ölçüsü ancak takvadır. öyleyse kim takva sıfatıyla muttasıf olursa en değerli, en üstün ve en şerefli olan ancak odur.
hele hele ki "güven, konfor ve huzur içinde yaşama"yı bir ırka bağlamak, bir müslümana asla ama asla yakışmayacak bir düşüncedir. o müslüman; imanın, kaza ve kaderin ve birçok itikadi meselenin özünü tam olarak anlayamamıştır. i̇slam en üstündür. bunu hakkıyla kavrayan kalp ve beyin, i̇slam'ın yanına hiçbir kelime veya harfi eklemez üstünlük için. osmanlı da eklenemez i̇slam'ın yanına, türk de eklenemez veya herhangi başka bir şey de. çünkü bizler (*) en üstün olanın türk değil, en üstün olanın i̇slam olduğuna iman ediyoruz (*).
ırkları tamamen de yok saymak bir cehalettir. ırklar konusundaki tavrımız "evet, ırklarımız var, ailelerimiz var ama adem’in çocuklarıyız. adem de topraktandır. bu kadar." olmalıdır. bunun gerisi yoktur. bunun gerisi müslümana yakışmamaktadır.
