misafir sevgisi – dertli sözlük
i̇lk sorduğum soru “ne zaman gidecekler” olurdu, ortalık buz keserdi bir an. annem açıklardı telaşla, “her anın tadını çıkarmak istiyor” kimseye doyamazdım. şimdilerde nasıl olduğumun fotoğrafı: yorgun argın eve dönerken, elinde hediyelik ikram poşetleriyle bir adres aradığı belli olacak şekilde etrafa bakına bakına yürüyen kişinin bana geliyor olmasını diledim. dostlarım bana gelirken tıpkı böyle görünüyor olmalılar diye düzelttim o hissi, gülümsedim. akşamın darında elinde ikramlarla kapısına dayanılacak yaşları geçtik mi sözlükcüm?..
çocukluğumdan bu yana gün geçtikçe azaldığına şahit olduğum kıymetli bir şey. hatırlıyorum, küçükken üç günde bir mutlaka misafirimiz olurdu. o zamanlar misafir gideceği zaman kapıyı kitler anahtarı saklardım. ayakkabılarını da ayrı bir yere saklardım. peçete gibi bir şeyin içine zaten ikram edilmiş olan meyve ve kuruyemişten koyup ellerine tutuştururdum. kabul etmeyen mümkün değil evden gidemezdi. annemin halası her bize geldiğinde sırf bu yüzden ağlardı. şimdilerde misafir kelimesi duyulunca hafif bir ürpermeyle beraber "zamanı mıydı şimdi" şeklinde söylenmeleri işitiyorum. değerlerimizle var olduğumuzu ve bunları korumamız gerektiğini düşünüyorum.