kayıt

ayasofya

  1. 1
    ayasofyam

    bu ne hicran bu ne hüzün.
    bu halin ne ayasofyam.
    hani minarende ezan.
    bu halin ne ayasofyam.

    uğrunda şehit yatanlar.
    çağ açıp çağ kapatanlar.
    nerde sultan fatih hanlar.
    bu halin ne ayasofyam.

    harabeler gibi halin.
    gözümden gitmez hayalin.
    nedir senin bu ahvalin.
    bu halin ne ayasofyam.

    suskun suskun durma öyle.
    seni bu hallere böyle,
    kimler koydu çabuk söyle.
    bu halin ne ayasofyam.

    kimi duvarını kazar.
    kimi hayasızca gezer.
    halin yüreğimi ezer.
    bu halin ne ayasofyam.

    birgün bu esaret biter.
    yine bülbüllerin öter.
    yaktın şu sinemi yeter.
    bu halin ne ayasofyam.

    ümmet akten.
    #36294 neşter | 9 yıl önce
     
  2. 2
    1475 senelik ömrünün 916 senesini kilise, 416 senesini camii, son 78 senesini ise müze olarak geçiren mabed.
    ramazan boyunca trt'nin sahur programlarına evsahipliği yapıyor.
    ayasofya kubbelerinde kuran sesi yükselmesini sağlayanlardan allah(c.c.) iki cihanda da razı olsun.
    #401949 malcolm | 8 yıl önce
     
  3. 3
    lisan-ı hat ile aşk-ı nebi adlı hilye-i şerif sergisine ev sahipliği yapmıştır.Bu sergi çok hoş eserler barındırmaktadır . 15 haziranda son bulmuştur.
    (www.diyanet.gov.tr/...
    #401950 rıhle | 8 yıl önce
     
  4. 4
    Bizanslı iki yetenekli mimar tarafından tasarlanıp yine bizanslı işçiler tarafından inşaa edilmiş bir kilisedir kesinlikle bir camii değildir.Balkanlarda minareleri yıkılıp kiliseye çevrilen camiileri gösterip hayıflanan beddua eden müslümanlar ne ilginçtir iş ayasofyaya gelince sanki ayasofya kendi haklarıymış mallarıymış gibi davranıyorlar.Ayasofyayı tasarlayanlar planlarını çizenler yada yapımında çalışanlar müslümanmıydı?Hayır!Peki Ayasofyanın mirasçıları bizanslı hristiyanlar ayasofyanın camiiye çevrilmesine rağzımı oldular?Hayır!E o zaman bu gasp ve hırsızlık değil de nedir?İslami kaynaklarda başka bir dinin ibadethanesinin gasp edilebileceğine dair bir bilgi var mı?Neye dayanarak bir milletin dini mabedini gasp ediyorsun?
    #403040 eyal | 8 yıl önce
     
  5. 5
    fetih politikasını bilmeyen kişiler için, haksız yere gasp edilmiş bir mekân olarak gözüküyor. ama bilinmesi gereken bir durum var ki, fetihle beraber islamlaşan istanbul'da, halkın çoğunluğunun sahip olduğu dine mensup ibadet mekânları açılmıştır, var olan eski ibadet mekânlarının da bir kısmı dönüştürülmüştür. ayrıca azınlıklar için, bölgesel ihtiyaca göre şapel/kilise ve sinagoglara dokunulmamıştır. bu da islam dininin hoşgörü dini olması vesilesiyledir. yıkmak, kırmak, parçalamak söz konusu değildir. maalesef ki, bizim mabedlerimize bir çok ülkede aynı hassasiyet gerçekleşmemiştir. bir müslümanın, öncelikle olayları bütünüyle görmesi, sonucu, buna göre değerlendirmesi gerekir.
    #403043 lacivert | 8 yıl önce
     
  6. 6
    Peygamber efendimizin doğduğu gece olan zelzele ile ayasofya kubbesi yıkılmış ve bir türlü o kubbe yapılamamış her yaptıkları yıkılmış.Rahibe danışırlar o da hicazda ahir zaman nebisinin yaşadığını söyler ve Muhammede danışın der elçiler peygamber efendimize danışmak üzere mekkeye gelmişler.SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ bir toprağa tükürüp ellerine vermiş ve bunu kubbe harcına karıştırmalarını istemiş bunun üzerine kubbe tekrar yapılmış.ashabı Peygamberimize sormuşlar neden böyle yaptığını: Kostantiniyye (İstanbul) birgün müslümanların olacak ve ayasofya cami olup müslümanların ibadetine açılacak buyurmuştur.
    Evliya Çelebi “rahmet peygamberinin ağız suyuyla yapılan yer, kubbenin kıble tarafında bellidir. Bilenler baktığında ‘Allahümme salli ala Muhammed’ derler. Zira kubbenin diğer yerinden Rasulullah’ın ağız suyuyla yapılan yer günden aydınlıktır.” demiş.
    bu yüzdendir ki Ayasofya bizim mirasımızdır.
    #403046 semov | 8 yıl önce
     
  7. 7
    çoğu müslümanın cami olmasını istediği ama aslı kilise olduğu için bir de hristiyanlara haklarının verilmesi için kiliseye çevrilmesi lazımdır...
    (bir düşünün bir camiyi kiliseye çeviriyorlar istermiydiniz 500 sene bile olsa orasının camiye yeniden çevirilmesini isterdiniz...)
    #403101 sfsevim | 8 yıl önce
     
  8. 8
    Hakkında yapılan tanımlar için üzüldüğüm camidir.halihazırda müzedir fakat aslen bir kilise de değil camidir.Bizatihi Fatih Sultan Mehmet hazretlerinin fetih ganimeti ve bize mirasıdır.Peygamber övgüsü almış, tarihi boyunca tarihin büyük devletlerine başkentlik yapmış bir şehrin fetih sembolu olduğu ve mal sahibinin malında istediği gibi tasarruf edebileciği unutulmamalı; camiye çevirilişi bunlarla birlikte değerlendirilmelidir.ayrıca binasında da mimar sinan ve ondan sonra gelen mimarların en az bizanslılar kadar etkisi vardır.Hatta işin ehillerine göre hala ayaktaysa bunu osmanlı mimarlarına borçludur.

    Başbakanın Sultanahmet dolduğu zaman açarız demesi de ayrıca hazindir.sanki açılmasını isteyen yüzbinler camilere sığamadıkları için mi açılsın diyor? öyle yaklaşacaksak çamlıca camii ne demek oluyor; ağaçlar çevre camilere sığmıyor mu? eğer gelecek kuşaklara başbakan Erdoğandan kalıcı bir iz bırakılmak isteniyorsa Ayasofyanın açılması bu "vazife"yi yüz defa daha güzel eda edecektir.

    Bununla birlikte başbakan ayasofyanın siyasi önemini kavrayamıyorsa orda ne işi var? Eğer farkındaysa "derin devleti" karşısına alan bir başbakanı ayasofya hakkında takiyye yaptıran nedir?
    #423648 cengaver | 7 yıl önce
     
  9. 9
    Tanrısal Bilgelik (Hagia Sophia) anlamını taşıyan bir yapı.
    #445559 already modern | 6 yıl önce
     
  10. 10
    camii kebir ve fethiye camii olarak isimlendirilen mahzun camimiz.
    #445849 zerre | 6 yıl önce
     
  11. 11
    Sultan Muhammed Fatih Hazretin mülküdür.
    #481951 Yonuzzade | 1 ay önce
     
  12. 12
    "bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Camii" * artık bir puthane değil. ne kadar şükür etsek az.
    #481956 münkesir | 1 ay önce
     
  13. 13
    İçten bir elhamdülillah'a vesile olmuş cami-i şerif. Aziz islam milletinin asırlık duası kabul oldu. Çok şükür.
     
  14. 14
    10 Temmuz 2020 tarihi itibariyle yeniden özgürlüğüne kavuştu. Bu kıymetli günü bizlere gösteren Rabbimize şükürler olsun. Yusuf Kaplan ‘ın deyişiyle de ‘’Dirilişimizin, silkinip kendimize gelişimizin miladı olsun inşallah.’’
    Darısı Mescid-i Aksa’ya…
     
  15. 15
    Ortaokulda sınıfça İstanbul gezisine gitmiştik. Rotalarımızdan biri de Ayasofya idi. İçeri girerken çok heyecanlandığımı hatırlıyorum ve havada dalga dalga yayılan o hüzün içimi cızlatmıştı. Kalp gözümün açıklığından değildi elbette bunu anlamam. Yıllarca evde, okulda, televizyonda bu konuyu dinleyerek ve hüzünlenerek büyümüştüm. Ama gerçeğini görünce daha farklı bir hal oluşmuştu bende. İçeriye giriş için sırada beklerken yan sıradaki yabancı turistlerin kollarını göğüslerinde toplamış kendilerine güvenli halde hararetli konuşmaları ve ters ters bakışları beni çıldırtmıştı. Ama ne fayda...
    İçeriye girdiğimizde bir soğukluk vardı. Hakikaten o farklı bir şeydi. Kalabalığa rağmen geçmeyen soğukluk. Ve mahzunluk. Şaşkındım etrafa bakarken. Sonra gözüme melek figürleri ve diğer resimler çarptı. ‘’Amanın’’ dedim ‘’nasıl bir şey bu?’’
    Bir yanda hat levhaları, minber, müezzin mahfili; öbür yanda melek figürleri, çizimler ve kirli ayaklar…
    Hayretle arkadaşımla dolandık, dolandık sonra başladığımız yere geri döndük. Birde baktık kii müezzin mahfilinin kenarlarına turist çift oturmuş sanki havuz kenarında gibi ayaklarını sallıyorlar.
    Nasıl bir cesaretti o bilmiyorum, yanlarına doğru birkaç adım attım ‘’Buraya oturmayın!’’ diyecektim.
    Ama nasıl diyeceğim, cümleyi nasıl kuracağım? Özneyi nereye koyacağım, emir cümlesi nasıl olur, don’t dedikten sonra sit mi yoksa öğretmenimizin hep dediği sit down mu olur hiç bilmiyorum. Böyle dolanırken zaten grubu da kaybetmişiz. Sonra dedik ki biz öğretmenimizi bulalım zaten İngilizce öğretmeni, o bize söyler, bizde gelir bunlara söyleriz, görev tamamlanmış olur. Aradık aradık sonunda bulduk en üst kattalarmış. ‘’Öğretmenim, öğretmenim!’’ diye koşup sorumuzu sorduk, cevabımızı aldık. ‘’Don’t sit here’’ diyecekmişiz. Koşa koşa aşağıya indik. Baktık kimse yok. Ee o kadar vakit oturmuş olmaları ilginç olurdu tabi. Oturan başka birisi de yoktu diyelim ona ‘’Don’t sit here!’’
    Böyle işte. Sonra zaten grubumuz toplandı oradan ayrıldık. Bir fotoğraf bile çekmemişim o koşuşturmada. Ama o gün çok önemli iki şey öğrenmiştim. Birincisi: İngilizcenin önemli bir araç olması. Öyle cümle arasına havalı olmak için susam serper gibi yabancı kelime serpmektense uygun mecralarda farklı dilde güzelce kendini ifade edebilmek, etkili söz söyleyebilmek için gerekliliğini.
    İkincisi: Ayasofya’nın değeri… Osman Yüksel Serdengeçtinin şu iki dizesi küçükken yaşadığım Ayasofya maceramdan sonra bu değerini anlamamın ve içimde beliren derdin esas sebebidir.
    ‘’Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde,
    Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?..’’