nefis terbiyecisi...
hikmetli sözleriyle hayatı ilmek ilmek dokuyan bir gönül erbâbı.
katre katre yağan dertler sizi sırılsıklam yapmışsa, üzüntünüz, kederiniz sizi çıkmaz bir sokağa sürüklemişse, aklınız karışmışsa gönül pusulanızı kaybetmişseniz, mevlana hazretlerinin şu şiiri size bir nebze merhem olur:
la tahzen şiiri, mevlâna celâleddin
üzülme!
i̇nsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme!
rahman, “ben kırık kalplerdeyim” buyurmadı mı?
o halde ne diye üzülürsün ey can?
gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan;
gece gibi kapkaranlık nefsini yak!
“derdim var” diyorsun;
dert insanı hak’ka götüren burak’tır; sen bunu bilmiyorsun.
sanma ki dert sadece sende var.
şunu bil ki; sendeki derdi nimet sayanlar da var.
umudunu yıkma; yusuf’u hatırla.
dert nerede ise deva oraya gider.
yoksulluk nerede ise nimet oraya gider.
soru nerede ise cevap oraya verilir.
gemi nerede ise su oradadır.
suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.
kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta…
ama sen bunun farkında bile değilsin.
derdin ne olursa olsun korkma!
yeter ki umudun allah olsun.
herkes bir şeye güvenirken;
senin güvencen de allah olsun.
hiçbir günah, allah’ın yüce merhametinden büyük değildir ama;
sen yine de günah işlememeye bak!
lâ tahzen! (üzülme!)
derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi…
ve bir seccade ser odanın bir kösesine, otur ve ağla,
dilersen hiç konuşma…
o seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma.
dua ederken o’na kırık bir gönülle el kaldır.
çünkü allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar.
sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır.
allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin, ey can?
belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık.
her nereden gam kervanı gelse de.
aşk derdinde olan kişi;
baş derdinde değildir…
(karakter sınırı nedeniyle şiirin tamamı paylaşılamamıştır)
konya mutfağında bir etliekmek çeşidine verilen isim. fırından çıktıktan sonra üzerine kütle halinde konulan bol tereyağının eşlik ettiği küflü peynir-kıyma(*) ikilisinden oluşan bu hamurişini bazı işletmeler “karışık” diye isimlendirseler de tam olarak ne istediğinizi vurgulamak için “mevlana” demek zorundaymışsınız gibi bir yerleşik kullanım söz konusu…
men bende-i̇ kur'anem eger can darem
men hâk-i̇ reh-i̇ muhammed muhtarem
ger nakl kuned cüz i̇n kes ez güftarem
bi̇zarem ez u vez an suhen bi̇zarem
türkçesi;
ben sağ olduğum müddetçe kur'an'ın kölesiyim
ben muhammed muhtar'ın yolunun tozuyum
benim sözümden bundan başkasını kim naklederse
ben ondan bizarım, o sözlerden de bizarim
kendisini kendisinden tanıdığım hocam geçen gün onun için aşk kutbu denildiğini söyledi.aşık insan , ayrılık derdiyle ciğeri şerha şerha olmuş her insanın yolu mevlana ile kesişir' (*)
-- iktibas --allah der ki;kimi benden çok seversen onu senden alırım.ve ekler;onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım.ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur,sabır taşar,canından saydığın yar bile bir gün el olur.aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür.düşman kalkar dostun olur.öyle garip bir dünya,olmaz dediğin ne varsa olur.düşmem dersin düşersin.şaşmam dersin şaşarsın.en garibi de budur ya;öldüm der durur yine de yaşarsın.-- iktibas --hayatta bunu ağır tecrübelerle tatbik edince ne kadar da doğru söylediğini içselleştiriyorsun.düşmem dedim düştüm.şaşmam dedim şaştım.öldüm demiştim ama yaşıyorum. allah istikametten ayırmasın.
ey rabbim bana öyle bir insan sevdir ki, o insanın kalbinde ilk sen olasın ve ben o insanın kalbinde seni bulayım.{hz mevlana}(aminn)
eşine olan aşkının tarifi de unutulmayacaklar arasındadır."bir gün mevlana eve girer ve hanımı ona sorar;-bu kadar aşıksın mevlaya şükürler olsun bu aşkı yaşayıp yaşatana. peki bana ne kadar aşıksın? der.mevlana hanımına şöyle cevap verir;-sen benim;yaradandan ötürü yaradılanı sevişim,bir adım gelene on adım gidişim,herkesi olduğu gibi kabul edişim,bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimve kapanmayan avuç içimsin..."başka söze kalır mı hacet?
can konağını aramadaysan, cansın;bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin,bir damla su arıyorsan susun,zulmün peşindeysen zalimsin,aşkı arıyorsan aşıksın,gönlün neye kapılmışsa o’sun sen.şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir:neyi arıyorsan o’sun sen.